Rosa damascena’yı Tanımak

Rosa damascena’nın Tarihçesi

Şam’dan Anadolu’ya, Isparta’nın Gül Bahçelerinden Dünyaya Uzanan Yolculuk

Rosa damascena’nın Tarihçesi

Rosa damascena, yüzyıllardır kokusu, gül suyu ve değerli gül yağı için yetiştirilen önemli bir yağ gülüdür. Ancak bu gülün tarihini tek bir ülke, şehir veya yüzyılla başlatmak kolay değildir. Çünkü güller, insanlar tarafından çok eski dönemlerden beri yetiştirilmiş; ticaret, göç ve kültürel etkileşim yoluyla farklı coğrafyalara taşınmıştır.

Bugün “Isparta Gülü” olarak tanıdığımız Rosa damascena’nın öyküsü; botanik araştırmaları, tarihsel kayıtlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel anlatıların bir araya getirilmesiyle anlaşılabilir.

Gül Akademisi Notu
Bu yazıda tarihsel kayıtlarla doğrulanan bilgiler açıkça belirtilmiştir. Kesin olarak kanıtlanamayan eski dönem bilgileri ise “düşünülmektedir”, “kabul edilmektedir” veya “yaygın anlatıya göre” ifadeleriyle aktarılmıştır.

Rosa damascena’nın Kökeni

Rosa damascena’nın tam olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir. Adındaki “damascena” sözcüğü Şam ile ilişkilidir. Bu nedenle gülün tarihsel olarak Şam ve çevresiyle güçlü bir kültürel bağ kurduğu kabul edilmektedir.

Ancak botanik adı, gülün yalnızca bugünkü Şam kentinde ortaya çıktığını kesin olarak kanıtlamaz. Tarih boyunca “Şam” adı bazen bugünkü şehirden daha geniş bir kültürel ve coğrafi bölgeyi anlatmak için de kullanılmıştır.

Rosa damascena’nın Orta Doğu, İran, Anadolu ve Orta Asya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada geliştiği veya bu bölgeler arasında taşınarak yaygınlaştığı düşünülmektedir. Bu nedenle tek bir ülkeyi gülün kesin doğum yeri olarak göstermek bilimsel açıdan doğru olmaz.

Genetik araştırmalar da Rosa damascena’nın basit bir kökene sahip olmadığını göstermektedir. Iwata, Kato ve Ohno’nun araştırması, incelenen Şam gülü çeşitlerinin üç farklı yabani gül türüyle bağlantılı karmaşık bir melez kökene sahip olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmada Rosa moschata, Rosa gallica ve Rosa fedschenkoana olası ata türler olarak belirlenmiştir (Iwata et al., 2000).

Bu bulgu bize önemli bir şey öğretir: Rosa damascena’nın tarihi yalnızca bir şehirden başka bir şehre taşınan tek bir bitkinin öyküsü değildir. Aynı zamanda farklı gül türlerinin, yetiştiricilik bilgisinin ve insan eliyle yapılan seçimin uzun tarihidir.

Biliyor musunuz?
“Şam gülü” adı, bitkinin Şam ve çevresiyle kurduğu tarihsel ilişkiyi gösterir. Ancak bu ad, gülün botanik kökeninin yalnızca Şam olduğunu kesin olarak kanıtlamaz.

Gülün Anadolu’ya Ulaşması

Gülün Anadolu’daki tarihi, Isparta’da ticari yağ gülü yetiştiriciliğinin başlamasından çok daha eskidir. Anadolu; Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı uygarlıkların karşılaştığı önemli bir coğrafyaydı. Bitkiler, tohumlar, kokular ve üretim yöntemleri bu geniş ticaret ve kültür ağı içinde farklı bölgelere taşındı.

Bu nedenle gül ve gül suyunun Anadolu’ya yalnızca tek bir tarihte veya tek bir kişi aracılığıyla geldiğini söylemek doğru değildir. Farklı gül türlerinin Anadolu’da eski dönemlerden beri bilindiği ve yetiştirildiği kabul edilmektedir.

Burada iki ayrı tarihsel süreci birbirinden ayırmamız gerekir:

  1. Anadolu’da gülün, gül suyunun ve gül kokusunun eski dönemlerden beri bilinmesi
  2. Isparta’da Rosa damascena kullanılarak ticari yağ gülü yetiştiriciliğinin 19. yüzyılın sonunda başlaması

Bu iki süreç aynı değildir. Anadolu’da gül kültürü eskidir; ancak günümüzde Isparta ile özdeşleşen ticari yağ gülcülüğünün gelişimi daha yakın bir tarihe dayanır.

Osmanlı Döneminde Gülün Yeri

Osmanlı döneminde gül yalnızca güzel görünen ve hoş kokan bir çiçek değildi. Gül; saray yaşamında, bahçelerde, mutfakta, kişisel bakım uygulamalarında, edebiyatta, sanatta ve dinî-kültürel geleneklerde önemli bir yere sahipti.

Gül suyu farklı dönem ve bölgelerde:

  • Tatlı ve şerbetlerin hazırlanmasında,
  • Ellerin ve yüzün ferahlatılmasında,
  • Misafirlere ikram ve temizlik geleneğinin bir parçası olarak,
  • Hamam kültüründe,
  • Mekânların güzel kokulandırılmasında,
  • Törenlerde ve özel günlerde,
  • Bazı geleneksel bakım uygulamalarında kullanılmıştır.

Osmanlı toplumunda gül suyu sunmak için kullanılan “gülabdan” adı verilen özel kaplar da bu kültürün maddi örneklerinden biridir. “Gülâb” sözcüğü, Farsça “gül” ve “su” anlamındaki “âb” sözcüklerinin birleşmesinden oluşur.

Gülün Osmanlı kültüründe yaygın biçimde kullanılmış olması, bu dönemde kullanılan bütün gül sularının aynı botanik türden veya aynı yöntemle üretildiği anlamına gelmez. Farklı bölgelerde farklı gül çeşitleri ve üretim yöntemleri kullanılmış olabilir.

Gül Akademisi Notu
“Osmanlı’da gül suyu kullanılıyordu” bilgisi ile “Osmanlı’daki bütün gül suları Rosa damascena’dan üretiliyordu” iddiası aynı değildir. İkinci iddianın kullanılabilmesi için ürüne, döneme ve bölgeye ait özel bir tarihsel kayıt gerekir.

Yağ Gülünün Isparta’ya Gelişi

Isparta’da günümüzde bilinen ticari yağ gülcülüğü 19. yüzyılın sonlarında gelişmeye başladı. Bazı akademik kaynaklarda yağ gülünün Anadolu’ya, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Bulgaristan’ın Kazanlık bölgesinden göç edenler aracılığıyla taşındığı anlatılmaktadır (Gökdoğan & Demir, 2011).

Isparta’daki üretimin gelişmesinde ise Müftüzade İsmail Efendi’nin kişisel çabası belirleyici olmuştur.

Yağ gülü fidanlarının Isparta’ya tam olarak hangi güzergâhla getirildiğine ilişkin anlatılarda bazı ayrıntı farklılıkları bulunmaktadır. Bu nedenle doğrulanamayan ayrıntıları kesin bir tarihsel gerçek olarak aktarmak yerine, Isparta’da ilk başarılı ticari bahçenin kuruluşuna ilişkin kayıtları temel almak daha güvenilir bir yaklaşımdır.

İsmail Efendi’nin Isparta Gülcülüğündeki Rolü

Yalvaçlı Müftüzade İsmail Efendi, 1840–1915 yılları arasında yaşamış ve Isparta gülcülüğünün öncü ismi olarak tanınmıştır.

Prof. Dr. Hasan Baydar’ın aktardığına göre İsmail Efendi, Isparta’daki ilk yağ gülü bahçesini 1888 yılında kurdu. Dikimden sonraki yıllarda yetiştirdiği çiçekleri işleyerek 1892 yılında geleneksel imbiklerle ilk gül yağını elde etti (Baydar, t.y.).

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yayınında, İsmail Efendi’nin ürettiği gül yağının analizini yaptırmak, ürünü tanıtmak ve pazar bulmak amacıyla İstanbul’a ve Avrupa’ya götürdüğü de belirtilmektedir.

İsmail Efendi’nin önemi yalnızca ilk bahçeyi kurmasından kaynaklanmaz. O aynı zamanda:

  • Yeni bir tarım ürününü Isparta koşullarına uyarlamış,
  • Yetiştirme çalışmalarını sabırla sürdürmüş,
  • Çiçeklerden geleneksel yöntemle gül yağı üretmiş,
  • Ürünün kalite analizini yaptırmaya çalışmış,
  • Gül yağını tanıtmak ve satmak için yeni pazarlar aramış,
  • Bölgedeki diğer çiftçilere örnek olmuştur.

Bu nedenle İsmail Efendi, Isparta’da yağ gülü tarımı ile gül yağı üretiminin birlikte gelişmesini sağlayan öncü kişi olarak kabul edilmektedir.

Biliyor musunuz?
Bir yağ gülü bahçesi kurulduktan hemen sonra yüksek miktarda ürün vermez. Bitkinin gelişmesi ve ekonomik verime ulaşması birkaç yıl sürebilir. İsmail Efendi’nin çalışmasının başarılı olması, uzun süreli emek ve sabır gerektirmiştir.

İlk Gül Bahçesinden Bölgesel Üretime

İsmail Efendi’nin elde ettiği sonuçlar, Isparta’daki diğer çiftçilerin de yağ gülü yetiştiriciliğine ilgi göstermesini sağladı. Zaman içinde yeni bahçeler kuruldu ve gülcülük çevredeki ilçelere yayıldı.

Bölgenin iklimi, rakımı, sabah çiği, toprak özellikleri ve çiçeklenme dönemindeki sıcaklıkları yağ gülü yetiştiriciliğine uygundu. Bunun yanında ailelerin zaman içinde kazandığı yetiştiricilik ve hasat bilgisi de Isparta gülcülüğünün gelişmesine katkıda bulundu.

Böylece Isparta’da yalnızca bir tarım ürünü değil, aşağıdaki aşamaları kapsayan bütün bir üretim kültürü oluşmaya başladı:

  • Bahçe kurulması
  • Budama ve bakım
  • Sabahın erken saatlerinde hasat
  • Çiçeklerin hızla işleme tesisine taşınması
  • Distilasyon
  • Gül yağı ve gül suyu üretimi
  • Kalite değerlendirmesi
  • Satış ve ihracat

Geleneksel İmbiklerden Fabrika Üretimine

Isparta’da gül yağı ilk yıllarda “imbik” adı verilen küçük ve basit damıtma araçlarıyla üretiliyordu. Bu sistemde gül çiçekleri suyla birlikte ısıtılıyor, oluşan aromatik buhar soğutularak yeniden sıvı hâle getiriliyordu.

Geleneksel imbikler, Isparta gülcülüğünün başlamasında çok önemliydi. Ancak küçük üreticilerin kullandığı imbiklerin boyutu, ısıtma koşulları ve uygulama biçimleri birbirinden farklı olabiliyordu. Bu durum, elde edilen gül yağlarının miktar ve kalitesinde değişikliklere yol açabiliyordu.

Fabrika tipi üretime geçişle birlikte:

  • Daha büyük miktarda çiçek işlenebildi,
  • Isıtma ve distilasyon koşulları daha kontrollü hâle geldi,
  • Ürünlerin daha düzenli kaliteyle hazırlanması kolaylaştı,
  • Gül yağının ticari miktarlarda üretilmesi mümkün oldu,
  • Uluslararası pazara yönelik üretim güçlendi.

Bu geçiş, geleneksel bilgiyi tamamen ortadan kaldırmadı. Aksine, uzun yılların uygulama deneyimi daha büyük ve kontrollü üretim sistemlerine taşındı.

Isparta’daki İlk Gül Yağı Fabrikası

Isparta’da yağ gülü yetiştiriciliği 19. yüzyılın sonunda başlamış olsa da köy tipi imbik üretiminden modern fabrika tipi üretime geçiş Cumhuriyet döneminde gerçekleşti.

Baydar’ın çalışmasında Isparta’daki ilk gül yağı fabrikasının Mustafa Kemal Atatürk’ün yönlendirmesiyle 1935 yılında kurulduğu belirtilmektedir (Baydar, t.y.).

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yayınına göre fabrika 30 Eylül 1935 tarihinde işletmeye açılmıştır. Fabrikanın kurulmasındaki temel amaçlardan biri, geleneksel imbiklerle yapılan üretimde görülen kalite farklılıklarını azaltmak ve daha düzenli bir üretim sistemi oluşturmaktı.

Bu gelişme, Isparta gülcülüğünde önemli bir dönüm noktası oldu. Gül artık yalnızca aileler tarafından yetiştirilen bir tarım ürünü değil, modern tesislerde işlenen önemli bir sanayi hammaddesiydi.

Gülbirlik’in Kuruluşu

Isparta’daki gül üreticilerinin örgütlenmesi, sektörün büyümesi açısından önemliydi. Küçük üreticilerin tek başına ulaşmakta zorlanabileceği işleme, pazarlama ve satış olanaklarının kooperatifler aracılığıyla güçlendirilmesi amaçlandı.

Prof. Dr. Hasan Baydar’ın çalışmasına ve Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yayınına göre dokuz gül kooperatifinin birleşmesiyle 1954 yılında GÜLBİRLİK kuruldu.

Gülbirlik’in gelişimiyle birlikte:

  • Üreticilerin kooperatif çatısı altında örgütlenmesi güçlendi,
  • Gül çiçeklerinin daha geniş ölçekte işlenmesi sağlandı,
  • Gül yağı ve konkret tesisleri kuruldu,
  • Üretim kapasitesi arttı,
  • Pazarlama ve ihracat olanakları gelişti,
  • Gül ürünlerinin çeşitlendirilmesine katkıda bulunuldu.

Baydar’ın çalışmasında Gülbirlik’in dört gül yağı ve iki konkret tesisiyle fabrika tipi üretimin gelişmesine önemli katkı sağladığı belirtilmektedir (Baydar, t.y.).

Gül Akademisi Notu
Bazı ikincil kaynaklarda kuruluş süreciyle ilgili 1952 tarihi de görülebilir. Ancak 1952, ilgili fabrika ve kooperatif yapılanmasının gelişim sürecindeki bir aşamayla ilişkilidir. Hasan Baydar’ın çalışması ile Bakanlık yayını, dokuz kooperatifin birleşerek Gülbirlik’i kurduğu yılı 1954 olarak vermektedir.

Bilimsel Araştırmaların Katkısı

Isparta’da gülcülük yalnızca tarla ve fabrikalarla gelişmedi. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve laboratuvarlar da gülün yetiştirilmesi ve işlenmesi üzerine çalışmalar yürüttü.

Bu araştırmalarda şu konular incelendi:

  • Uygun hasat zamanı
  • Çiçeklerin distilasyondan önce bekletilme süresi
  • Distilasyon süresi ve aşamaları
  • Gül yağının kimyasal bileşimi
  • Gül suyunun uçucu aromatik bileşenleri
  • Organik ve geleneksel yetiştiricilik
  • Soğukta saklama ve kurutma
  • Bitki hastalıkları ve zararlıları
  • Ürün kalitesi ve standartlar

Süleyman Demirel Üniversitesi bünyesinde 2005 yılında Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezinin kurulması, gül üzerine yapılan bilimsel çalışmaların kurumsal bir yapı altında ilerlemesine katkı sağladı (Baydar, t.y.).

Isparta Gülü’nün Coğrafi İşaret Süreci

Coğrafi işaret, belirli bir ürünün adı ile üretildiği bölge arasındaki bağlantıyı koruyan bir sınai mülkiyet hakkıdır. Ürünün yalnızca tanınmış olması yeterli değildir; coğrafi alanla ilişkili özelliklerinin ve üretim kurallarının da tanımlanması gerekir.

Baydar’ın çalışmasında “Isparta Gülü” için Türk Patent Enstitüsünden 6 Mayıs 2006 tarihinde coğrafi işaret tescil belgesi alındığı belirtilmektedir (Baydar, t.y.).

Ancak gül çiçeği ile ondan elde edilen ürünlerin coğrafi işaretleri birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin Isparta Gülyağı, Isparta Ticaret Borsasının başvurusu üzerine menşe adı olarak 7 Mart 2019 tarihinde tescil edilmiştir. Koruma tarihi ise başvuru tarihi olan 10 Ocak 2018’e dayanmaktadır. Tescil belgesi; coğrafi sınırı, kullanılan Rosa damascena çiçeklerini, ürünün özelliklerini, üretim yöntemini ve denetim koşullarını tanımlamaktadır (Türk Patent ve Marka Kurumu, Isparta Gülyağı tescil belgesi).

Coğrafi işaret sistemi:

  • Ürünün coğrafi kökeninin korunmasına,
  • Üretim yöntemlerinin kayıt altına alınmasına,
  • Belirlenen özelliklerin denetlenmesine,
  • Isparta adıyla ürün arasındaki bağın korunmasına,
  • Tüketicilere daha açık bilgi sunulmasına katkıda bulunur.

Türkiye’nin Günümüzdeki Yeri

Türkiye, günümüzde Rosa damascena yetiştiriciliği ve gül yağı üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Üretim özellikle Isparta merkezli Göller Yöresi’nde yoğunlaşmıştır. Bulgaristan da dünya yağ gülü üretiminin diğer önemli merkezidir.

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitüsünün yayımladığı verilere göre Türkiye’de 2010’lu yılların sonunda yağ gülü üretim alanı ve çiçek üretimi önemli bir büyüklüğe ulaşmış; üretilen gül yağının büyük bölümü ihraç edilmiştir. Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, İspanya, İsviçre, ABD, Japonya ve bazı Körfez ülkeleri ihracat pazarları arasında gösterilmiştir (Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü).

Bu veriler belirli bir dönemi yansıttığı için güncel üretim miktarları yıldan yıla değişebilir. İklim koşulları, çiçek fiyatları, tarım alanları, ihracat talebi ve üretim maliyetleri yıllık rakamları etkiler.

Bu nedenle “Türkiye dünya üretiminin her zaman kesin olarak şu kadarını karşılar” demek yerine şu ifadeyi kullanmak daha güvenilirdir:

Türkiye, özellikle Isparta ve çevresindeki üretimiyle, dünyanın başlıca Rosa damascena, gül yağı ve gül ürünleri üreticileri arasında yer almaktadır.

Türkiye’nin sektördeki gücü yalnızca üretim miktarından kaynaklanmaz. Bu güç aynı zamanda:

  • Isparta’nın uygun yetiştirme koşullarına,
  • Kuşaklar boyunca aktarılan tarım bilgisine,
  • Elle ve sabah erken saatlerde yapılan hasada,
  • Distilasyon deneyimine,
  • Kooperatif ve özel sektör yatırımlarına,
  • Bilimsel araştırmalara,
  • Laboratuvar analizlerine,
  • Uluslararası ticaret deneyimine dayanır.

Kısa Zaman Çizelgesi

TarihGelişme
Eski dönemlerGül ve gül suyu İran, Orta Doğu ve Anadolu’yu kapsayan geniş bir kültür coğrafyasında kullanıldı.
Osmanlı dönemiGül suyu mutfak, temizlik, hamam, misafir ağırlama ve çeşitli kültürel uygulamalarda yer aldı.
19. yüzyılın sonlarıTicari yağ gülü yetiştiriciliğinin Kazanlık’tan Anadolu’ya taşındığı kabul edilmektedir.
1888Müftüzade İsmail Efendi, Isparta’daki ilk yağ gülü bahçesini kurdu.
1892İsmail Efendi, yetiştirdiği güllerden geleneksel imbiklerle gül yağı elde etti.
1935Isparta’daki ilk modern gül yağı fabrikası işletmeye açıldı.
1954Dokuz gül kooperatifinin birleşmesiyle Gülbirlik kuruldu.
2005SDÜ Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi kuruldu.
2006Baydar’ın aktardığına göre Isparta Gülü coğrafi işaret belgesi aldı.
2019Isparta Gülyağı, menşe adı olarak tescil edildi.
GünümüzTürkiye, dünyanın başlıca yağ gülü ve gül ürünleri üreticileri arasında yer almaktadır.

Kısaca Hatırlayalım

  • Rosa damascena’nın kesin doğum yeri bilinmemektedir.
  • Şam, İran, Anadolu ve çevre bölgeler gülün tarihsel kültür coğrafyasının parçalarıdır.
  • Anadolu’daki gül kültürü, Isparta’daki ticari yağ gülcülüğünden daha eskidir.
  • Isparta’da ticari yağ gülü yetiştiriciliği 19. yüzyılın sonunda gelişmiştir.
  • İsmail Efendi 1888’de ilk yağ gülü bahçesini kurmuş, 1892’de gül yağı üretmiştir.
  • İlk modern gül yağı fabrikası 1935’te açılmıştır.
  • Gülbirlik, dokuz kooperatifin birleşmesiyle 1954’te kurulmuştur.
  • Coğrafi işaretler, Isparta ile gül ürünleri arasındaki bağı ve tanımlanan üretim özelliklerini korur.
  • Türkiye bugün dünya yağ gülü ve gül ürünleri sektörünün önde gelen üreticilerindendir.

Bu Bölümde Ne Öğrendik?

Bu bölümde Rosa damascena’nın tarihinin tek bir şehir veya ülkeyle açıklanamayacak kadar eski ve kapsamlı olduğunu öğrendik.

Gülün Anadolu’daki kültürel geçmişi ile Isparta’daki ticari yağ gülcülüğünün aynı şey olmadığını gördük. İsmail Efendi’nin girişimiyle başlayan Isparta gülcülüğünün; fabrika üretimi, kooperatifleşme, bilimsel araştırmalar ve coğrafi işaret çalışmalarıyla nasıl geliştiğini inceledik.

Isparta Gülü’nün bugünkü değeri yalnızca geçmişinden değil; tarım, üretim, bilim ve insan emeğinin bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Akita Gül Akademisi ile Yolculuğa Devam Edin

Isparta’nın gül mirasını doğru bilgiyle gelecek kuşaklara aktarmak, Akita Gül Akademisi’nin temel amaçlarından biridir.

Bir sonraki bölümde Rosa damascena’nın botanik özelliklerini inceleyerek bitkinin çiçeğini, yapraklarını, gövdesini, dikenlerini, meyvesini ve üreme yapısını daha yakından tanıyabilirsiniz.

Kaynakça

Baydar, H. (t.y.). Yağ gülü tarımı ve endüstrisi. Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü.
Not: Yüklenen PDF’de yayın tarihi bulunmadığından APA kurallarına uygun olarak “t.y.” kullanılmıştır.

Baydar, H. (2006). Oil-bearing rose (Rosa damascena Mill.) cultivation and rose oil industry in Turkey. Euro Cosmetics, 14, 13–17.

Baydar, H., & Kazaz, S. (2013). Yağ gülü ve Isparta gülcülüğü. Gülbirlik Yayınları.

Gökdoğan, O., & Demir, F. (2011). Isparta yöresindeki gül işletmelerinin tarımsal yapısı. Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 8(2), 29–34. Makaleye erişin

Iwata, H., Kato, T., & Ohno, S. (2000). Triparental origin of Damask roses. Gene, 259(1–2), 53–59. Makale kaydı

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü. (2022). Yağ gülü yetiştiriciliği: Rosa damascena Mill.Yayına erişin

Türk Patent ve Marka Kurumu. (2019). Isparta Gülyağı: 421 numaralı menşe adı tescil belgesi. Tescil belgesine erişin

Bizden haberdar olmak, kampanyaları en önce öğrenmek için
WhatsApp destek ekibimize danışabilirsiniz.
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?