Gül Bilgi Merkezi

Gül Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Rosa damascena hakkında yaygın inanışları; gül suyu, gül yağı, distilasyon, doğallık, güvenlik ve bilimsel kanıt düzeyleri üzerinden değerlendiriyoruz. Gül hakkında bildiklerimizin ne kadarı bilimsel verilerle destekleniyor?

Gül Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Gül, insanlık tarihinin en eski kültür bitkilerinden biridir. Yüzyıllardır güzel kokusu, estetik değeri, geleneksel kullanımları ve gül yağı ile gül suyu üretimindeki önemi nedeniyle özel bir yere sahiptir. Ancak gülün bu kadar uzun bir kültürel geçmişe sahip olması, zaman içinde bilimsel bilgilerle geleneksel inanışların birbirine karışmasına da neden olmuştur.

Özellikle Rosa damascena Mill., yani Şam gülü veya Türkiye'de yağ gülü olarak bilinen tür söz konusu olduğunda, birbiriyle çelişen iki yaklaşım görülebilir. Bir tarafta gülü yalnızca güzel kokan bir çiçek olarak görenler, diğer tarafta ise güle bilimsel araştırmaların henüz kanıtlamadığı kadar geniş özellikler atfedenler vardır.

Oysa bilimsel yaklaşım bu iki uçtan da farklıdır.

Bugün Rosa damascena; kimyasal bileşimi, uçucu yağı, gül suyu ve farklı ekstraktları bakımından çok sayıda laboratuvar, hayvan ve insan araştırmasına konu olmuş önemli bir aromatik bitkidir. Bununla birlikte bir araştırmada görülen etkinin bütün gül türlerine, bütün gül ürünlerine veya bütün kullanım biçimlerine aktarılması bilimsel olarak doğru değildir.

Gül Akademisi olarak bu yazıda, gül hakkında sık karşılaşılan bazı doğru bilinen yanlışları bilimsel kanıtlar ışığında inceliyoruz.


1. Yanlış: “Gül yalnızca güzel kokan bir süs bitkisidir.”

Bilim ne söylüyor?

Gülün süs bitkisi olarak çok büyük bir değeri vardır; ancak Rosa damascena bundan ibaret değildir.

Bilimsel araştırmalarda Rosa damascena'nın çiçekleri, uçucu yağı, gül suyu ve farklı ekstraktları incelenmiştir. Antioksidan, antimikrobiyal, antiinflamatuvar ve çeşitli nörofarmakolojik etkiler başta olmak üzere birçok biyolojik aktivite üzerinde araştırmalar bulunmaktadır.

Boskabady ve arkadaşlarının kapsamlı derlemesi, Rosa damascena üzerinde yapılan çok sayıda farmakolojik çalışmayı bir araya getirmiştir. Daha sonra gerçekleştirilen sistematik derlemeler de gülün yalnızca parfümeri açısından değil, biyolojik araştırmalar bakımından da önemli bir bitki olduğunu göstermiştir.

Ancak burada önemli bir bilimsel sınır vardır:

Bir bitkinin laboratuvarda biyolojik aktivite göstermesi, aynı etkinin insanlarda klinik olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.

Bu nedenle “gülün hiçbir biyolojik özelliği yoktur” demek kadar, araştırılan bütün etkileri “kanıtlanmış fayda” olarak sunmak da doğru değildir.


2. Yanlış: “Her gül aynıdır.”

Bilim ne söylüyor?

Dünyada Rosa cinsine ait çok sayıda tür ve bunlara bağlı çok sayıda çeşit bulunmaktadır. Bunların botanik özellikleri kadar kimyasal özellikleri de birbirinden farklı olabilir.

Gül yağı ve gül suyu üretiminde özellikle önem taşıyan türlerden biri:

Rosa damascena Mill.

türüdür.

Türkiye'de yağ gülü üretiminin merkezlerinden biri olan Isparta da Rosa damascena yetiştiriciliği ve gül ürünleri endüstrisi açısından özel bir konuma sahiptir.

Dolayısıyla bir araştırmanın Rosa damascena üzerinde yapılmış olması, sonucunun otomatik olarak bütün gül türleri için geçerli olduğu anlamına gelmez.

Bilimsel bir gül araştırması okunurken ilk sorulardan biri şu olmalıdır:

Hangi gül türü araştırılmıştır?


3. Yanlış: “Her gül suyu aynıdır.”

Bu, gül konusunda en sık karşılaşılan yanlışlardan biridir.

Bilim ne söylüyor?

“Gül suyu” adı altında satılan ürünlerin aynı kimyasal profile sahip olduğu varsayılamaz.

Ürünün özelliklerini;

  • kullanılan gül türü,

  • hammaddenin niteliği,

  • yetiştirme koşulları,

  • hasat zamanı,

  • çiçeğin işlenme süresi,

  • distilasyon yöntemi,

  • distilasyon parametreleri,

  • yağın ayrılıp ayrılmaması,

  • depolama koşulları

  • ve ürüne sonradan başka maddeler eklenip eklenmemesi

etkileyebilir.

Bu konuda dikkat çekici bir araştırmada piyasadan alınan 10 farklı gül suyu örneği GC-MS yöntemiyle incelenmiştir.

Araştırmacılar örneklerde toplam 22 bileşen belirlemiş; feniletil alkol, geraniol ve β-sitronellol birçok örneğin başlıca bileşenleri arasında bulunmuştur. Daha önemlisi, bazı örneklerde başka bitkilere ait uçucu yağların veya sentetik esansların eklenmiş olabileceğini düşündüren sonuçlara ulaşılmıştır.

Bu çalışma bize çok önemli bir şey öğretmektedir:

Şişenin üzerinde “gül suyu” yazması, bütün gül sularının kimyasal olarak birbirinin aynısı olduğu anlamına gelmez.


4. Yanlış: “Gül suyu sadece kokulu sudur.”

Bilim ne söylüyor?

Gerçek distilasyon ürünü olan gül suyu/hidrosolü yalnızca “su + gül kokusu” şeklinde düşünülmemelidir.

Distilasyon sırasında gülün bazı uçucu ve suda taşınabilen bileşenleri distilata geçebilir. Gül suyu örneklerinin kimyasal analizlerinde feniletil alkol, geraniol ve β-sitronellol gibi bileşikler tespit edilmiştir.

Bu nedenle distilasyon ürünü bir gül suyunun kimyasal yapısı, yalnızca suya gül kokusu eklenmiş bir ürünle aynı kabul edilemez.

Bu ayrım, ürünün nasıl üretildiğinin neden önemli olduğunu da göstermektedir.


5. Yanlış: “Gül suyu ile gül yağı aynı şeydir.”

Bilim ne söylüyor?

Hayır.

Gül uçucu yağı ve gül suyu aynı bitkiden ve aynı distilasyon sürecinden elde edilebilseler de aynı ürün değildirler.

Uçucu yağ fazında yoğunlaşan bileşenlerle su fazında bulunan bileşenlerin dağılımları farklıdır. Dolayısıyla iki ürünün kimyasal profilleri, konsantrasyonları ve kullanım biçimleri de farklıdır.

Bu nedenle gül yağı üzerinde yapılmış bir araştırmanın sonucunu doğrudan gül suyuna aktarmak bilimsel olarak doğru değildir.

Aynı şekilde gül suyu üzerinde yapılan bir araştırmanın sonucunun gül yağı için geçerli olduğu da otomatik olarak varsayılamaz.


6. Yanlış: “Yağı ayrılmış gül suyu ile yağı ayrılmamış gül distilatı aynı üründür.”

Bilim ne söylüyor?

Bu konu özellikle üretim yönteminin doğru anlaşılmasını gerektirir.

Distilasyon yalnızca “gülü kaynatıp suyunu almak” değildir. Uçucu bileşenlerin buharlaşması, yoğunlaşması ve oluşan fazların nasıl işlendiği nihai ürünün özelliklerini etkileyebilir.

Geleneksel uçucu yağ üretiminde distilasyon sonrasında oluşan uçucu yağ fazı ayrılabilir ve geriye kalan aromatik su gül suyu olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık uçucu yağın nihai distilattan ayrılmadığı bir üretim yaklaşımı, geleneksel yağ ayrılmış gül suyuyla aynı proses olarak değerlendirilmemelidir.

Bu nedenle Gül Akademisi'nde önemli bir ilke şudur:

Bir gül ürününü yalnızca adına bakarak değil, üretim yöntemine bakarak değerlendirmek gerekir.

Üretim yöntemleri arasındaki farkın nihai kimyasal profile ne ölçüde yansıdığı ise karşılaştırmalı analitik çalışmalarla gösterilmelidir.


7. Yanlış: “Gülün kokusu ne kadar kuvvetliyse ürün o kadar kalitelidir.”

Bilim ne söylüyor?

Koku, tüketicinin ilk fark ettiği özelliklerden biridir; ancak tek başına bilimsel kalite veya saflık ölçütü değildir.

Bir ürünün güçlü kokması onun mutlaka daha saf, daha doğal veya daha kaliteli olduğunu göstermez.

Gül ürünlerinin gerçek kimyasal profillerini değerlendirmek için GC-MS gibi analitik yöntemlerden yararlanılabilir.

Nitekim ticari gül sularının analiz edildiği araştırmada bazı ürünlerde farklı bitkisel uçucu yağlar veya sentetik esans kullanımına işaret eden sonuçlar görülmüştür.

Benzer bir problem gül yağında da bulunmaktadır.

Ticari Rosa damascena uçucu yağlarının özgünlüğünü araştıran bilimsel çalışmalarda GC-MS, FTIR, Raman spektroskopisi ve izotop analizleri gibi yöntemler kullanılmıştır.

Dolayısıyla:

“Çok güzel ve yoğun gül kokuyor, o halde kesinlikle saf”

bilimsel bir kalite değerlendirmesi değildir.


8. Yanlış: “Doğal olan her gül ürünü otomatik olarak güvenlidir.”

Bilim ne söylüyor?

“Doğal” ve “güvenli” aynı anlama gelen iki bilimsel kavram değildir.

Bir ürünün güvenliği değerlendirilirken;

formülasyonu, kullanım şekli, kullanım miktarı, mikrobiyolojik özellikleri, stabilitesi, hedef kullanım alanı ve gerekli toksikolojik/güvenlik değerlendirmeleri birlikte ele alınmalıdır.

Dolayısıyla bir ürünün doğal olması değerli bir özellik olabilir; ancak güvenlik iddiasının tek kanıtı olamaz.

Doğallık bir ürün özelliğidir. Güvenlik ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bilimsel bir konudur.


9. Yanlış: “Laboratuvarda etkili bulunan gül, insanda da kesinlikle aynı etkiyi gösterir.”

Bu, yalnızca gül konusunda değil, bitkisel araştırmaların yorumlanmasında yapılan en önemli hatalardan biridir.

Bilimsel kanıtların farklı basamakları vardır:

In vitro araştırma → hayvan araştırması → insan çalışması → randomize kontrollü çalışma → sistematik derleme/meta-analiz

Bu çalışmaların her biri değerlidir; fakat aynı soruya aynı güçte cevap vermez.

Örneğin bir gül ekstraktının laboratuvar ortamında antioksidan aktivite göstermesi önemli bir bulgudur. Ancak bundan doğrudan “bu ürün insan cildinde şu sonucu kesin olarak sağlar” sonucuna geçilemez.

2017 yılında yayımlanan Rosa damascena sistematik derlemesi bunun güzel bir örneğidir. Araştırmacılar yaklaşık 1.000 yayın belirlemiş, fakat inceleme kriterlerini karşılayan yalnızca 12 klinik çalışma bulmuştur.

Bu sayı bize bilimsel yayın sayısı ile güçlü klinik kanıtın aynı şey olmadığını göstermektedir.


10. Yanlış: “Gülün geleneksel olarak kullanılması, bütün faydalarının bilimsel olarak kanıtlandığını gösterir.”

Bilim ne söylüyor?

Geleneksel bilgi önemlidir.

Hatta birçok modern bilimsel araştırmanın başlangıç noktası geleneksel kullanımlardır. Fakat geleneksel kullanım ile klinik olarak kanıtlanmış etkinlik birbirinden ayrılmalıdır.

Bilimsel dilde:

“Geleneksel olarak kullanılmıştır”

ile

“klinik olarak etkinliği kanıtlanmıştır”

aynı ifade değildir.

Gül Akademisi açısından bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü geleneksel bilgiyi küçümsemeden, onu bilimsel kanıtla karıştırmadan anlatmak gerekir.


11. Yanlış: “Bir gül araştırmasının sonucu bütün gül ürünleri için geçerlidir.”

Bilim ne söylüyor?

Bir bilimsel makalede yalnızca “Rosa damascena araştırıldı” bilgisine bakmak yeterli değildir.

Araştırmada ne kullanıldığını da sormamız gerekir:

Gül uçucu yağı mı?
Gül suyu mu?
Hidrosol mü?
Petal ekstraktı mı?
Kurutulmuş çiçek mi?
Alkollü ekstrakt mı?
Sulu ekstrakt mı?

Bunların kimyasal yapıları aynı değildir.

Örneğin aromaterapi çalışmalarında kullanılan Rosa damascena uçucu yağının sonuçlarını bir gül suyuna; bir petal ekstraktının laboratuvar sonuçlarını ise kozmetik bir ürüne doğrudan aktarmak bilimsel açıdan sorunludur.

Bu nedenle bilimsel makalelerde yalnızca bitkinin adına değil, araştırılan preparata da bakılmalıdır.


12. Yanlış: “Gül hakkında bilimsel araştırma yoktur.”

Bilim ne söylüyor?

Tam tersine, Rosa damascena hakkında geniş bir bilimsel literatür bulunmaktadır.

Gül üzerine;

  • fitokimya,

  • uçucu bileşikler,

  • antioksidan aktivite,

  • antimikrobiyal aktivite,

  • inflamasyon,

  • sinir sistemi,

  • ağrı,

  • psikolojik durumlar,

  • gastrointestinal sistem,

  • uçucu yağların özgünlüğü,

  • gül suyu bileşimi

gibi çok farklı alanlarda araştırmalar yayımlanmıştır.

Örneğin 2021 tarihli randomize kontrollü çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizinde Rosa damascena uygulamalarının yetişkinlerde anksiyete, depresyon ve stres üzerindeki sonuçları değerlendirilmiştir.

2022'de yayımlanan başka bir sistematik derleme ise Rosa damascena ve ruhsal durumlarla ilgili hem preklinik hem klinik araştırmaları değerlendirmiştir.

Daha yakın tarihli sistematik derleme ve meta-analizlerde gastrointestinal kullanım alanları da incelenmektedir.

Ancak burada tekrar aynı bilimsel ilkeye dönmek gerekir:

“Araştırma var” demek ile “her iddia kesin olarak kanıtlandı” demek aynı şey değildir.

Bilimin gücü tam da bu ayrımı yapabilmesindedir.


Peki Bir Gül Ürününü Bilimsel Olarak Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Bir gül ürünüyle karşılaştığımızda yalnızca ambalaj üzerindeki “doğal”, “saf” veya “gül suyu” ifadelerine bakmak yerine şu soruları sormak daha doğru bir yaklaşımdır:

1. Hangi gül türü kullanılmış?
Rosa damascena mı, başka bir Rosa türü mü?

2. Bitkinin hangi bölümü kullanılmış?
Taze çiçek, petal, yağ veya başka bir materyal mi?

3. Ürün nasıl elde edilmiş?
Distilasyon, ekstraksiyon veya başka bir yöntem mi?

4. Gül yağı ayrılmış mı?
Üretim prosesinin ayrıntısı nedir?

5. İçeriğinde başka maddeler var mı?
Parfüm, aroma, koruyucu veya başka bileşenler eklenmiş mi?

6. Kimyasal analiz yapılmış mı?
Örneğin GC-MS gibi analitik yöntemlerle bileşimi incelenmiş mi?

7. Güvenlik değerlendirmeleri yapılmış mı?

8. Mikrobiyolojik özellikleri değerlendirilmiş mi?

9. Stabilite çalışması bulunuyor mu?

10. Ürün için öne sürülen iddia hangi kanıt düzeyine dayanıyor?
Laboratuvar çalışmasına mı, insan çalışmasına mı, yoksa yalnızca geleneksel kullanıma mı?

Bu sorular, yalnızca gül ürünleri için değil, birçok doğal ürün için bilimsel düşünmenin temelini oluşturur.


Gülün Değerini Efsaneler Değil, Bilim Daha İyi Anlatır

Gül hakkında yüzyıllardır aktarılan bilgiler kültürel mirasımızın önemli bir parçasıdır. Modern bilim ise bu mirası reddetmek yerine, hangi özelliklerin ölçülebilir olduğunu ve hangi iddiaların daha güçlü kanıtlara ihtiyaç duyduğunu araştırmaktadır.

Bugünkü bilimsel literatür bize Rosa damascena'nın yalnızca güzel kokulu bir süs bitkisi olmadığını açık biçimde göstermektedir. Aynı zamanda “gül” kelimesinin tek başına bir ürünün kimyasal özelliklerini, kalitesini, güvenliğini veya biyolojik etkisini açıklamaya yetmediğini de göstermektedir.

Tür önemlidir.

Yetiştirme koşulları önemlidir.

Hasat önemlidir.

Hammadde önemlidir.

Distilasyon yöntemi önemlidir.

Yağın ayrılıp ayrılmaması önemlidir.

Kimyasal bileşim önemlidir.

Ve en önemlisi, iddianın arkasındaki bilimsel kanıtın düzeyi önemlidir.

Bu nedenle Gül Akademisi'nin yaklaşımı, gülü ne küçümsemek ne de ona bilimsel olarak gösterilmemiş özellikler yüklemektir.

Amaç; geleneksel bilgiyi, modern analitik yöntemleri ve bilimsel araştırmaları birbirinden doğru biçimde ayırarak gülü anlamaktır.

Çünkü bilimsel açıdan sorulması gereken soru yalnızca:

“Bu gül ürünü ne işe yarar?”

değildir.

Daha doğru soru şudur:

“Hangi gül, hangi ürün, hangi üretim yöntemi, hangi bileşenler ve hangi bilimsel kanıt?”

İşte gülü gerçekten anlamaya başladığımız yer burasıdır.


Bilimsel Kaynaklar

Nayebi N, Khalili N, Kamalinejad M, Emtiazy M.A systematic review of the efficacy and safety of Rosa damascena Mill. with an overview on its phytopharmacological properties. Complementary Therapies in Medicine. 2017;34:129–140. DOI: 10.1016/j.ctim.2017.08.014.

Boskabady MH, Shafei MN, Saberi Z, Amini S.Pharmacological Effects of Rosa Damascena. Iranian Journal of Basic Medical Sciences. 2011;14(4):295–307.

Chemical composition analysis of rose water samples from Iran. Ticari gül suyu örneklerinin GC-MS ile kimyasal bileşim ve kalite açısından karşılaştırıldığı çalışma.

Pellati F, et al.Gas chromatography combined with mass spectrometry, flame ionization detection and elemental analyzer/isotope ratio mass spectrometry for characterizing and detecting the authenticity of commercial essential oils of Rosa damascena Mill. Rapid Communications in Mass Spectrometry. 2013;27(5):591–602.

The famous Turkish rose essential oil: Characterization and authenticity monitoring by FTIR, Raman and GC-MS techniques combined with chemometrics. Food Chemistry. 2021.

Mohamadi N, et al.Evidence for Rosa damascena efficacy in mental disorders in preclinical animal studies and clinical trials: A systematic review. Phytotherapy Research. 2022;36(8):3016–3031.

Akademi Notu

Bu içerik bilimsel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Rosa damascena üzerine yapılan laboratuvar, hayvan ve insan çalışmalarının sonuçları aynı kanıt düzeyinde değerlendirilmemelidir. Belirli bir gül preparatı üzerinde elde edilen sonuçlar, farklı üretim yöntemleriyle hazırlanmış bütün gül ürünlerine doğrudan genellenemez.

Bizden haberdar olmak, kampanyaları en önce öğrenmek için
WhatsApp destek ekibimize danışabilirsiniz.
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?