Su yönetimi, toprak sağlığı, iklim değişikliği, enerji kullanımı, üretim atıkları ve üreticinin ekonomik devamlılığı açısından Rosa damascena üretimine bilimsel bir bakış
Gül üretiminde sürdürülebilirlik yalnızca “doğal üretim” ya da “daha az kimyasal kullanmak” anlamına gelmez. Gerçek anlamda sürdürülebilir bir gül sektörü; toprağın üretkenliğini korumalı, suyu verimli kullanmalı, enerji ve kaynak tüketimini azaltmalı, biyolojik çeşitliliği gözetmeli, üretim artıklarını yeniden değerlendirmeli ve aynı zamanda gül üreticisinin ekonomik olarak üretime devam edebilmesini sağlamalıdır.
Bu konu özellikle Isparta ve çevresinde yetiştirilen yağ gülü (Rosa damascena Mill.) açısından önemlidir. Çünkü gül, yalnızca tarımsal bir ürün değildir; bölgenin ekonomik yapısı, kültürel mirası ve uluslararası uçucu yağ endüstrisiyle bağlantılı özel bir değer zincirinin merkezindedir.
Son yıllardaki bilimsel çalışmalar ise gülcülüğün geleceğinin artık yalnızca “daha fazla çiçek üretmek” üzerinden değil; bir kilogram ürünün ne kadar su, enerji, gübre ve diğer kaynaklar kullanılarak üretildiği üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Sürdürülebilir gül üretimi ne demektir?
Sürdürülebilir gül üretimini üç temel boyutta ele almak gerekir:
Çevresel sürdürülebilirlik: Toprak, su, enerji ve biyolojik kaynakların korunması.
Ekonomik sürdürülebilirlik: Üreticinin emeğinin karşılığını alması ve gül yetiştiriciliğinin gelecek kuşaklar için ekonomik anlamını koruması.
Sosyal sürdürülebilirlik: Bölgesel bilgi birikiminin, kırsal istihdamın ve geleneksel gül kültürünün devam ettirilmesi.
Dolayısıyla sürdürülebilirlik yalnızca tarlada başlayan bir kavram değildir. Fidanın yetiştirildiği bahçeden hasada, çiçeğin fabrikaya taşınmasından distilasyona, enerji kullanımından ortaya çıkan gül posasının değerlendirilmesine kadar bütün üretim zincirini kapsar.
1. Sürdürülebilirliğin İlk Adımı: Doğru Yerde Gül Yetiştirmek
Her tarım bitkisinde olduğu gibi Rosa damascena için de üretim alanının ekolojik koşullara uygunluğu önemlidir.
Isparta'da gerçekleştirilen ekolojik modelleme araştırmaları; rakım, sıcaklık, yağış, bağıl nem, toprak yapısı ve topoğrafyanın gül yetiştiriciliğine uygun alanların belirlenmesinde önemli değişkenler olduğunu göstermektedir. Bir çalışmada Isparta koşullarında uygunluk değerlendirilirken 800–1.400 metre rakım, yağış, sıcaklık ve bağıl nem gibi kriterlerin dikkate alındığı görülmektedir.
Bunun sürdürülebilirlik açısından önemli bir anlamı vardır:
Bir bitkiyi ekolojik gereksinimlerine uygun yerde yetiştirmek, daha sonra yapılacak yoğun tarımsal müdahalelere duyulan ihtiyacı azaltabilecek ilk adımdır.
Uygun olmayan bölgelerde üretim yapmak; daha fazla sulama, gübreleme veya başka girdiler gerektirebilir. Bu nedenle geleceğin gül tarımında yalnızca “nerede arazi var?” sorusu değil, “hangi arazi Rosa damascena için ekolojik olarak uygundur?” sorusu önem kazanacaktır.
2. Su: Geleceğin Gülcülüğündeki En Kritik Kaynaklardan Biri
İklim değişikliği ve su kaynakları üzerindeki baskı nedeniyle tarımsal sürdürülebilirliğin merkezindeki konulardan biri sulamadır.
Isparta'da Rosa damascena üzerinde Yusuf Uçar, Soner Kazaz, Figen Eraslan ve Hasan Baydar tarafından yürütülen ve Agricultural Water Management dergisinde yayımlanan araştırma bu konuda önemli veriler sunmaktadır.
Araştırmada farklı sulama miktarları ve azot dozlarının gül çiçeği ve gül yağı verimine etkisi incelenmiştir. Çalışmada damla sulama uygulanmış ve mevsimsel evapotranspirasyon değerlerinin yaklaşık 346–615 mm arasında değiştiği belirlenmiştir. Araştırmacılar ayrıca sulamanın çiçek verimi üzerindeki etkisinin azot uygulamasından daha yüksek olabildiğini bildirmiştir.
En dikkat çekici sonuçlardan biri ise şudur:
En fazla suyu vermek, mutlaka suyu en verimli şekilde kullanmak anlamına gelmemektedir.
Araştırmacılar verim ve su kullanım etkinliğini birlikte değerlendirdiklerinde, çalışmanın koşullarında T1 olarak tanımlanan sulama programını en verimli seçenek olarak belirlemiştir.
Bu sonuç sürdürülebilir tarımın temel prensiplerinden birini çok iyi açıklamaktadır:
Amaç daha fazla su kullanmak değil, doğru miktardaki suyla yüksek ve kaliteli üretim sağlamaktır.
Bu nedenle geleceğin gül bahçelerinde damla sulama, toprak neminin izlenmesi, meteorolojik verilere göre sulama programları ve kontrollü su yönetimi giderek daha önemli olacaktır.
3. Gübrelemede “Daha Fazla” Yerine “İhtiyaç Kadar”
Benzer durum gübreleme için de geçerlidir.
Bitkinin ihtiyaç duyduğu besin elementlerini sağlamak verim için gereklidir. Ancak sürdürülebilir tarım açısından gübreleme mutlaka toprak analizi, bitkinin gereksinimi ve üretim hedefiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Isparta'daki sulama ve azot araştırması farklı azot dozlarının gül verimini etkileyebildiğini göstermektedir. Ancak burada sürdürülebilirlik açısından çıkarılması gereken sonuç “yüksek doz gübre kullanılmalıdır” değildir.
Asıl hedef:
birim ürün başına kullanılan girdinin optimize edilmesidir.
Gereğinden fazla gübre kullanımı ekonomik maliyet oluşturduğu gibi tarımsal sistemlerde besin maddesi kayıplarına ve çevresel baskıya da yol açabilir.
Bu nedenle sürdürülebilir gül bahçelerinde:
- düzenli toprak analizi,
- gerektiğinde yaprak analizi,
- hedefe yönelik gübreleme,
- organik madde yönetimi,
- uygun zamanda ve uygun miktarda besin uygulaması
temel tarımsal yaklaşımlar arasında olmalıdır.
4. Toprak Yalnızca Gülün Tutunduğu Yer Değildir
Sürdürülebilir tarımın belki de en önemli fakat tüketici tarafından en az görülen unsuru toprak sağlığıdır.
Sağlıklı bir tarım toprağı yalnızca mineral içeren fiziksel bir ortam değildir. Organik madde, mikroorganizmalar, hava, su ve bitki köklerinden oluşan karmaşık bir ekosistemdir.
Uzun yıllar aynı ürünün yetiştirildiği tarım alanlarında toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin izlenmesi bu nedenle önem taşır.
Gül yetiştiriciliğinde sürdürülebilir toprak yönetimi;
organik maddenin korunması, erozyonun önlenmesi, gereksiz toprak işlemenin azaltılması, uygun gübreleme ve bahçe örtüsünün doğru yönetilmesi gibi uygulamaları kapsayabilir.
Burada amaç yalnızca bugünkü gül hasadını artırmak değildir.
Amaç, aynı toprağın gelecek yıllarda da sağlıklı Rosa damascena yetiştirebilmesini sağlamaktır.
5. İklim Değişikliği Gül Üretimini Neden İlgilendiriyor?
Gül çiçeğinin miktarı kadar uçucu yağın miktarı ve bileşimi de çevresel koşullardan etkilenebilir.
Sıcaklık, yağış, nem ve yetiştirme koşulları Rosa damascena üretiminin önemli ekolojik belirleyicileridir. Isparta üzerine yapılan ekolojik modelleme çalışmalarında da iklim değişikliği, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki baskı nedeniyle planlı ve sürdürülebilir tarımın önem kazandığı vurgulanmaktadır.
Bu nedenle iklim değişikliği gülcülük açısından yalnızca çevresel bir konu değildir.
Aynı zamanda:
verim, kalite, hasat zamanı, sulama ihtiyacı ve üretim ekonomisi meselesidir.
Geleceğin gül üretiminde meteorolojik kayıtların izlenmesi, su yönetimi, uygun çeşit ve üretim alanlarının korunması ve iklim uyum stratejileri giderek daha fazla önem taşıyacaktır.
6. Sürdürülebilirlik Tarlada Bitmez: Distilasyonun Enerji Maliyeti
Gül çiçeği hasat edildiğinde sürdürülebilirlik yolculuğu henüz tamamlanmış değildir.
Çiçeklerin işlenmesi ve özellikle distilasyon aşaması enerji gerektirir.
Bu nedenle modern sürdürülebilirlik çalışmalarında yalnızca tarımsal üretime değil, ürünün tüm yaşam döngüsüne bakılmaktadır.
2026 yılında Türkiye'de yayımlanan bir araştırma, Akdeniz Bölgesi'ndeki bir gül yağı üretim tesisinin üretim ve ihracat ülkesine taşıma faaliyetlerini içeren karbon ayak izini değerlendirmiştir. Araştırmada incelenen sistem için toplam karbon ayak izi 14,63 kg CO₂e/kg olarak hesaplanmış; tesis alanındaki ağaçların azaltıcı etkisi hesaba katıldığında değer 14,08 kg CO₂e/kg olarak bildirilmiştir.
Bu rakamın tüm gül yağı üretim tesislerine genellenemeyeceğini özellikle belirtmek gerekir. Karbon ayak izi kullanılan enerji kaynağına, üretim teknolojisine, sistem sınırlarına, taşıma mesafesine ve hesaplama yöntemine göre değişir.
Fakat araştırmanın ortaya koyduğu temel mesaj önemlidir:
Gül ürünlerinin çevresel performansı değerlendirilirken distilasyon ve enerji tüketimi göz ardı edilmemelidir.
Araştırmacılar yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanımını ve gül artıklarının enerji üretimi amacıyla değerlendirilmesini olası emisyon azaltma stratejileri arasında göstermektedir.
7. Gül Posası “Atık” mı, Yoksa İkinci Bir Hammadde mi?
Gül yağı üretiminde çok miktarda çiçek işlenmesine karşılık oldukça düşük miktarda uçucu yağ elde edilir. Bunun doğal sonucu, distilasyon sonrasında önemli miktarda bitkisel materyalin kalmasıdır.
Geleneksel doğrusal üretim modeli şöyledir:
Hammadde → Üretim → Ürün → Atık
Döngüsel ekonomi ise farklı bir soru sorar:
Üretimden kalan materyali başka bir sürecin hammaddesine dönüştürebilir miyiz?
2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir bilimsel derleme, Rosa damascena yağ endüstrisinden kalan materyallerin değerlendirilmesine ilişkin araştırmaları incelemiştir. Distilasyon sonrası gül materyalinin ve bundan elde edilen polifenol açısından zengin ekstraktların yem ve gıda uygulamaları dahil çeşitli alanlarda değerlendirilme potansiyeli bulunduğu bildirilmektedir.
Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım yapılmalıdır.
Bu tür araştırmalar her gül posasının doğrudan gıda veya hayvan yemi olarak kullanılabileceği anlamına gelmez. Güvenlik, mevzuat, proses koşulları, kalıntılar ve kullanım amacına ilişkin ayrıca değerlendirme gerekir.
Buna rağmen araştırmalar önemli bir dönüşüme işaret etmektedir:
Geleceğin gül endüstrisinde “atık” kavramı giderek “yan ürün” kavramına dönüşebilir.
Kompost, organik materyal geri kazanımı, biyoaktif bileşiklerin ekstraksiyonu, hayvan besleme araştırmaları veya biyogaz/enerji üretimi gibi alanlar gül endüstrisinin döngüsel ekonomi potansiyelini artırabilir.
8. Distilasyonda Yenilenebilir Enerji Kullanılabilir mi?
Bu alan bugün araştırmaların en ilgi çekici başlıklarından biridir.
Örneğin güneş enerjisi destekli hidrodistilasyon sistemleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. 2026 tarihli bir yaşam döngüsü değerlendirmesinde güneş termal hidrodistilasyon sistemi ile biyokütle kullanan geleneksel bir sistem karşılaştırılmış ve incelenen sistem koşullarında güneş termal sisteminin iklim değişikliği ve fosil kaynak kullanımı dahil çeşitli çevresel etki kategorilerinde belirgin avantajlar gösterebildiği bildirilmiştir.
Bu çalışma Isparta üretim sisteminin doğrudan analizi değildir ve sonuçları Türkiye'deki bütün gül tesislerine aktarmak doğru olmaz.
Ancak teknolojik yönelim önemlidir:
Geleceğin gül distilasyonunda yenilenebilir enerji, ısı geri kazanımı ve enerji verimliliği giderek daha önemli araştırma alanları olacaktır.
9. Sürdürülebilirliğin Unutulan Boyutu: Gül Üreticisi
Bir tarımsal sistem çevre açısından başarılı olsa bile çiftçi ekonomik olarak üretime devam edemiyorsa uzun vadede sürdürülebilir değildir.
Isparta gülcülüğü üzerine yapılan ekonomik araştırmaların ortak noktalarından biri de budur.
Türkiye'deki 177 gül işletmesini kapsayan bir araştırmada ortalama işletme büyüklüğünün yaklaşık 0,68 hektar, üreticilerin gül yetiştiriciliği deneyiminin ise ortalama 24 yıl olduğu bildirilmiştir. Araştırmacılar sektörün sürdürülebilirliği için teknik bilginin geliştirilmesi, üreticilerin desteklenmesi, ürün çeşitliliği ve pazarlama kapasitesinin artırılması gibi konulara dikkat çekmiştir.
Daha yakın tarihli araştırmalar da Isparta'daki gül işletmelerinde üretim etkinliğini incelemeye devam etmektedir. 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, yedi ilçedeki 169 yağ gülü işletmesinden elde edilen verileri kullanarak üretim etkinliği ve verimsizliğe yol açan faktörleri araştırmıştır.
Dolayısıyla sürdürülebilir gül üretiminde çiftçi yalnızca hammadde sağlayıcısı değildir.
Sistemin merkezindedir.
Üreticinin bilgiye erişimi, gelir istikrarı, üretim maliyetleri ve yeni kuşakların gül yetiştiriciliğine devam etme isteği de sürdürülebilirliğin parçasıdır.
10. Hasat ve Lojistik de Sürdürülebilirlik Zincirinin Parçasıdır
Rosa damascena çiçeği hassas ve zaman açısından kritik bir hammaddedir.
Çiçeklerin uygun zamanda toplanması ve işleme tesisine gecikmeden ulaştırılması kalite açısından önemlidir. Ancak sürdürülebilirlik açısından bunun başka bir boyutu daha vardır:
lojistik.
Çiçeğin bahçeden tesise taşınması, ürünlerin ambalajlanması ve nihai pazarlara gönderilmesi enerji tüketimi ve karbon ayak izi oluşturur.
Bu nedenle gelecekte gül sektöründe yalnızca fabrika içindeki enerji tüketiminin değil;
üretim alanlarının tesise uzaklığı, taşıma optimizasyonu, ambalaj ağırlığı, enerji kaynağı ve uluslararası lojistik gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.
11. “Organik” ile “Sürdürülebilir” Aynı Şey Değildir
Bu iki kavram sık sık birbirinin yerine kullanılmaktadır.
Oysa aynı değildir.
Organik üretim, belirli üretim standartları ve sertifikasyon kuralları çerçevesindeki tarımsal üretim yöntemini ifade eder.
Sürdürülebilirlik ise çok daha geniş bir değerlendirmedir.
Bir gül ürünü organik sertifikalı olabilir; fakat üretim sırasında çok fazla enerji tüketiliyor, su verimsiz kullanılıyor veya üretici ekonomik olarak zarar ediyorsa sistemin bütünsel sürdürülebilirliği ayrıca sorgulanmalıdır.
Benzer şekilde sürdürülebilirlik iddiası da tek başına “doğal”, “yerel” veya “geleneksel” kelimeleriyle kanıtlanamaz.
Ölçülebilir göstergeler gerekir.
12. Sürdürülebilir Bir Gül Üretiminde Neler Ölçülmeli?
Gül sektörünün geleceğinde sürdürülebilirliğin pazarlama ifadesinden bilimsel bir performans göstergesine dönüşmesi beklenmelidir.
Bu nedenle üreticiler ve işletmeler için şu göstergeler önem kazanabilir:
| Alan | Ölçülebilecek gösterge |
|---|---|
| Su | kg çiçek başına kullanılan su |
| Enerji | kg ürün başına enerji tüketimi |
| Karbon | kg CO₂e / fonksiyonel ürün birimi |
| Gübre | hektar başına ve ürün başına besin girdisi |
| Toprak | organik madde ve temel toprak göstergeleri |
| Atık | değerlendirilen yan ürün oranı |
| Distilasyon | enerji ve su verimliliği |
| Lojistik | taşıma mesafesi ve yük optimizasyonu |
| Ekonomi | üretici maliyeti, gelir ve verimlilik |
| Sosyal yapı | üretici devamlılığı ve kırsal istihdam |
Bu yaklaşım önemli bir değişiklik yaratır.
Artık soru yalnızca:
“Kaç kilogram gül ürettik?”
değildir.
Asıl soru şudur:
“Bu gülü hangi kaynakları kullanarak, hangi çevresel maliyetle ve üreticinin geleceğini ne ölçüde koruyarak ürettik?”
13. Isparta İçin Sürdürülebilir Gülcülük Neden Stratejik Bir Konudur?
Isparta'daki gülcülük yalnızca bir tarım faaliyeti olarak değerlendirilmemelidir.
Bölge, Rosa damascena üretimi konusunda uzun yıllara dayanan tarımsal bilgiye, distilasyon deneyimine, üretici ağına ve uluslararası tanınırlığa sahiptir. Türkiye'nin yağ gülü üretimindeki konumunu inceleyen çalışmalar da Isparta'nın sektör içerisindeki merkezi rolünü ortaya koymaktadır.
Bu nedenle sürdürülebilirlik Isparta açısından yalnızca çevre politikası değildir.
Aynı zamanda:
tarımsal mirasın korunması, uluslararası rekabet gücü, ürün kalitesi, kırsal kalkınma ve gelecek kuşaklara aktarılacak bilgi birikimi meselesidir.
İklim koşullarının değiştiği, suyun daha stratejik hale geldiği ve uluslararası pazarlarda ürünlerin çevresel etkilerinin giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde Isparta gülcülüğünün bilimsel ölçüm ve sürdürülebilir üretim teknolojileriyle desteklenmesi önemli bir fırsattır.
Döngüsel Gül Ekonomisine Doğru
Geleceğin gül endüstrisini doğrusal bir üretim hattından çok bir döngü olarak düşünmek mümkündür:
Rosa damascena bahçesi
↓
Bilinçli su ve toprak yönetimi
↓
Hasat
↓
Verimli lojistik
↓
Distilasyon
↓
Gül yağı / gül distilatı / gül suyu
↓
Distilasyon yan ürünleri
↓
Kompost – ekstrakt – biyokütle – enerji araştırmaları
↓
Kaynakların yeniden değerlendirilmesi
Bu modelde amaç “hiç atık üretmemek” gibi gerçekçi olmayan mutlak bir iddia ortaya koymak değildir.
Amaç, kaynakların mümkün olduğunca uzun süre ekonomik ve biyolojik döngünün içinde tutulmasıdır.
Bu da gül endüstrisini klasik tarımsal üretim anlayışından döngüsel biyoekonomiye yaklaştırmaktadır.
Sonuç: Gülün Geleceğini Korumak
Bir damla gül yağı veya bir şişe gül distilatı tüketiciye ulaştığında arkasında görünmeyen uzun bir üretim zinciri vardır.
Toprak vardır.
Su vardır.
Çiftçinin emeği vardır.
Sabahın erken saatlerinde yapılan hasat vardır.
Taşıma vardır.
Distilasyon için kullanılan enerji vardır.
Ve distilasyon sonunda geriye kalan bitkisel materyal vardır.
Bu nedenle gül üretiminde sürdürülebilirlik, tek bir uygulama değil; bütün bu zincirin birlikte yönetilmesidir.
Bilimsel çalışmalar özellikle üç alanın gelecekte kritik olacağını göstermektedir: suyun verimli kullanılması, üretim ve distilasyondaki enerji/karbon yükünün azaltılması ve gül endüstrisinin yan ürünlerinin döngüsel ekonomi içerisinde yeniden değerlendirilmesi. Buna dördüncü ve vazgeçilmez unsur olarak üreticinin ekonomik sürdürülebilirliği eklenmelidir.
Gülcülüğün geleceği yalnızca daha fazla gül yetiştirmek değildir.
Aynı kaliteyi ve ekonomik değeri; toprağı, suyu, enerjiyi ve üreticiyi koruyarak sürdürebilmektir.
Çünkü gerçek sürdürülebilirlik, bugünün gülünü üretirken yarının gül bahçesini tüketmemektir.
Akademi Notu
Sürdürülebilir gül üretiminin dört temel ayağı
SU → Verimli ve ölçülebilir sulama
TOPRAK → Uzun vadeli toprak sağlığı
ENERJİ & DÖNGÜSELLİK → Verimli distilasyon ve yan ürünlerin değerlendirilmesi
ÜRETİCİ → Ekonomik olarak devam ettirilebilir gülcülük
Bu dört unsurdan biri eksik olduğunda sürdürülebilirlik değerlendirmesi de eksik kalır.
Kaynaklardan Seçmeler
- Uçar, Y., Kazaz, S., Eraslan, F. & Baydar, H. (2017). Effects of different irrigation water and nitrogen levels on the water use, rose flower yield and oil yield of Rosa damascena.Agricultural Water Management, 182, 94–102. DOI: 10.1016/j.agwat.2016.12.004.
- Yardımcı Doğan, S., Coşkun, S. & Beyhan, M. (2026). Gül Yağı Üretiminin Karbon Ayak İzi Değerlendirmesi. Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi.
- Utilization of Agro-Industrial Residues from the Rosa damascena Mill. Oil Industry: A Literature Review on Biomass Potential for Food and Feed Ingredients.Processes, 13(6), 1945 (2025).
- Giray, F.H. & Ömerci Kart, M.C. (2012). Economics of Rosa damascena in Isparta, Turkey. Bulgarian Journal of Agricultural Science, 18, 658–667.
- Isparta'da yağ gülü üretiminin ekolojik modellenmesine ilişkin araştırmalar.
- Bıtrak, O.O. & Hatırlı, S.A. (2025). Yağ Gülü Tarımında Üretim Etkinliğinin Analizi: Isparta İli Örneği. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi, 22(1).
Akademinin gül suyu ve distilasyon bölümünde kullandığımız materyal de konunun üretim zinciri bağlamını destekleyen proje kaynağıdır.