Gülün Bilimsel Araştırmaları

Gül ve Cilt Yaşlanması Araştırmaları

Gül yağı, gül ekstraktı ve gül distilatı üzerine yapılan araştırmalar kırışıklık, kolajen, elastin ve oksidatif stres hakkında ne gösteriyor?

Gül ve Cilt Yaşlanması Araştırmaları

Gül ve Cilt Yaşlanması: Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor?

Gül yağı, gül yaprağı ekstraktı, kuşburnu ve gül distilatının cilt yaşlanmasıyla ilişkili etkilerine kanıt düzeyleri üzerinden bir bakış

Cilt yaşlanması yalnızca zamanın ilerlemesiyle ortaya çıkmaz. Güneş ışınları, hava kirliliği, oksidatif stres ve cilt bariyerindeki bozulmalar da yaşlanma belirtilerinin gelişmesine katkıda bulunur. Bu süreçte kolajen ve elastin yapısı zarar görebilir, cildin su tutma kapasitesi azalabilir ve kırışıklıklar belirginleşebilir.

Gül yağı, gül yaprağı ekstraktı, kuşburnu ve yeni geliştirilen gül kökenli bileşenler bu mekanizmalar üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle araştırılmaktadır. Ancak bu ürünlerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Bir gül ekstraktıyla elde edilen sonuç, doğrudan gül yağına veya gül suyuna uygulanamaz.

Bilimsel değerlendirme ilkesi
“Gül” tek bir araştırma materyali değildir. Kullanılan gül türü, bitkinin hangi bölümünün işlendiği, elde etme yöntemi, konsantrasyon, formülasyon ve uygulama biçimi araştırmanın sonucunu belirler.


Cilt yaşlanmasında hangi yapılar incelenir?

Bilimsel araştırmalarda cilt yaşlanmasını değerlendirmek için farklı biyolojik göstergeler kullanılır.

Kolajen

Kolajen, cildin dayanıklılığını ve destek yapısını oluşturan temel proteinlerden biridir. Yaşlanma ve yoğun UV maruziyeti, kolajen sentezinin azalmasına ve mevcut kolajenin daha hızlı parçalanmasına neden olabilir.

Elastin

Elastin, cildin gerildikten sonra eski biçimine dönebilmesine katkıda bulunur. Elastin liflerinin zarar görmesi, cildin esnekliğini kaybetmesiyle ilişkilidir.

Kolajenaz, elastaz ve MMP-1

Kolajenaz ve elastaz sırasıyla kolajen ve elastin parçalanmasına katılan enzimlerdir. MMP-1 ise özellikle kolajen yıkımıyla ilişkilendirilen matriks metalloproteinazlardan biridir.

Bir maddenin bu enzimleri laboratuvar ortamında baskılaması, araştırmaya değer bir mekanizma gösterir. Ancak bu sonuç tek başına insanlarda kırışıklıkların azalacağını kanıtlamaz.

Hyalüronik asit ve cilt bariyeri

Hyalüronik asit cildin su tutma kapasitesine katkıda bulunur. Cilt bariyerindeki bozulma ise transepidermal su kaybını artırabilir. Bu nedenle araştırmalarda cilt nemi, hyalüronik asit düzeyi ve transepidermal su kaybı da incelenir.

Oksidatif stres

UV ışınları ve çevresel kirleticiler, reaktif oksijen türlerinin oluşumunu artırabilir. Bu moleküllerin cildin savunma kapasitesini aşması oksidatif stres olarak tanımlanır. Oksidatif stres; hücresel hasar, inflamasyon ve kolajen yıkımıyla ilişkili süreçleri hızlandırabilir.


1. Rosa damascena gül yağı araştırmaları

Gül yağı içeren nanogel ve UVB kaynaklı foto-yaşlanma

Gül yağı ile cilt yaşlanması arasındaki ilişkiyi doğrudan inceleyen en önemli araştırmalardan biri 2025 yılında yayımlanmıştır. Çalışmada Rosa damascena uçucu yağı, nanoemülsiyon temelli bir jel içerisine yerleştirilmiştir.

Araştırma üç aşamada yürütülmüştür:

  • DPPH yöntemiyle antioksidan aktivitenin ölçülmesi
  • Kolajenaz ve elastaz enzimlerinin incelenmesi
  • UVB ile foto-yaşlanma oluşturulan kemirgenlerde deri değişikliklerinin değerlendirilmesi

Gül yağı içeren nanogelde:

  • %76 ± 3 antioksidan aktivite,
  • %60 ± 2 kolajenaz inhibisyonu,
  • %51 ± 0,1 elastaz inhibisyonu

bildirilmiştir.

Nanogel formülasyonu, kolajenaz ve elastaz testlerinde tek başına kullanılan gül yağından daha yüksek aktivite göstermiştir. Hayvan modelinde ise özellikle UVB hasarı sonrasında uygulanan nanogelin derin kırışıklık oluşumunu azalttığı belirtilmiştir. Ranjbar ve ark., 2025

Gül Akademisi Notu
Araştırmanın sonuçları saf gül yağına değil, gül yağı içeren özel bir nanogel formülasyonuna aittir. Taşıyıcı sistem, parçacık büyüklüğü ve gül yağının formül içindeki konsantrasyonu etkinliği değiştirebilir.

Sonuçlar ne anlama gelmiyor?

Kolajenazın %60 oranında baskılanması, insan cildindeki kolajenin %60 arttığı anlamına gelmez. Benzer şekilde %76 DPPH aktivitesi, kırışıklıkların %76 azalacağını göstermez.

Bu değerler farklı laboratuvar testlerine aittir. İnsan cildindeki klinik sonuçların ayrıca kontrollü çalışmalarla ölçülmesi gerekir.

Kanıt düzeyi

Çalışma, gül yağının cilt yaşlanmasına karşı araştırmaya değer bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Ancak insanlarda yapılmış bir klinik araştırma değildir. Bu nedenle gül yağının insanlarda kırışıklıkları azalttığı sonucuna henüz varılamaz.


Isparta gül yağının antioksidan potansiyeli

2026 yılında yayımlanan bir araştırmada, Isparta-Gönen bölgesinde yetiştirilen Rosa damascena çiçeklerinden elde edilen uçucu yağ ile aynı çiçeklerin etanol ekstraktı karşılaştırılmıştır.

Gül yağının antioksidan aktivitesi iki farklı yöntemle incelenmiştir:

  • DPPH radikal giderim testi
  • ABTS radikal giderim testi

Araştırmada gül yağının IC₅₀ değerleri:

  • DPPH için 0,9 µg/mL,
  • ABTS için 1,1 µg/mL

olarak belirlenmiştir.

Aynı testlerde etanol ekstraktının IC₅₀ değerleri sırasıyla 2,6 ve 2,5 µg/mL bulunmuştur. Düşük IC₅₀ değeri, deney koşullarında daha düşük konsantrasyonda etkili aktivite elde edildiğini gösterir. Buna göre gül yağı, araştırılan iki yöntemde de etanol ekstraktından daha güçlü antioksidan aktivite göstermiştir. Sönmez Gürer, Karadağ ve Altıntaş, 2026

Bu araştırma, Isparta gül yağının antioksidan potansiyelini desteklemektedir. Ancak deney doğrudan cilt hücrelerinde veya insanlarda yapılmamıştır. Dolayısıyla çalışma, yaşlanmayla ilişkili bir mekanizmaya destek sağlar; klinik yaşlanma karşıtı etkiyi kanıtlamaz.


2. Gül yaprağı ekstraktı ve foto-yaşlanma

2024 yılında yayımlanan bir araştırmada antosiyanin bakımından zengin gül yaprağı ekstraktının UVB kaynaklı cilt yaşlanması üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Çalışmanın laboratuvar bölümünde insan dermal fibroblastlarında:

  • Tip I kolajenle ilişkili COL1A1,
  • kolajen yıkımıyla ilişkili MMP-1,
  • hyalüronik asit senteziyle ilişkili HAS2

değerlendirilmiştir. Ayrıca ekstraktın kolajenaz ve hyalüronidaz üzerindeki etkileri araştırılmıştır.

Hayvan bölümünde gül yaprağı ekstraktı, UVB ışınlarına maruz bırakılan tüysüz farelere 12 hafta boyunca ağızdan verilmiştir. Araştırmacılar:

  • Kırışıklık oluşumunun azaldığını,
  • transepidermal su kaybının sınırlandığını,
  • cilt nemindeki azalmanın hafiflediğini,
  • kolajen yapısının daha iyi korunduğunu,
  • hyalüronik asit kaybının azaldığını

bildirmiştir.

Gül yaprağındaki antosiyaninlerin vücutta protokateşik aside dönüştüğü ve bu metabolitin dolaşım yoluyla etkide rol oynayabileceği belirtilmiştir. Sim ve ark., 2024

Önemli ayrım
Bu araştırma gül yağı veya gül suyu üzerinde yapılmamıştır. Test edilen madde, ağızdan verilen antosiyanin bakımından zengin bir gül yaprağı ekstraktıdır.


3. Diğer gül türleriyle yapılan araştırmalar

Rosa multiflora çiçek ekstraktı

Rosa multiflora çiçek ekstraktı, insan deri hücrelerinde ve UV ışınlarına maruz bırakılan tüysüz farelerde incelenmiştir. Araştırmada foto-yaşlanmayla ilişkili bazı hücresel ve dokusal değişimlerin sınırlandığı bildirilmiştir. Çalışmanın PubMed kaydı

Bu sonuç gül türlerinin foto-yaşlanma araştırmalarındaki potansiyelini desteklemektedir. Ancak kullanılan tür Rosa damascena değildir ve araştırılan materyal uçucu yağ değil, çiçek ekstraktıdır.

Rosa canina kuşburnu tozu

Gül kökenli ürünler arasında insanlarda yürütülen dikkat çekici çalışmalardan biri Rosa canina meyvesinin çekirdek ve kabuklarını içeren standardize kuşburnu tozuyla yapılmıştır.

Sekiz haftalık araştırmada 35–65 yaş aralığındaki 34 katılımcıya günlük 3 gram kuşburnu tozu verilmiştir. Araştırma sonunda başlangıç değerlerine göre:

  • Kaz ayağı kırışıklıklarında azalma,
  • cilt neminde artış,
  • cilt elastikiyetinde iyileşme

bildirilmiştir. Phetcharat ve ark., 2015

Bu çalışma insanlarda yapılmış olması bakımından önemlidir. Bununla birlikte katılımcı sayısı küçüktür ve incelenen ürün Rosa damascena gül yağı veya gül suyu değil, ağızdan alınan Rosa canina kuşburnu tozudur.


4. Gül kökenli yeni biyoteknolojik bileşenler

Gül araştırmaları artık geleneksel yağ ve ekstraktların ötesine geçmektedir. Gül hücrelerinden elde edilen PDRN ve eksozom benzeri veziküller, çevresel cilt yaşlanması ve doku yenilenmesi bakımından araştırılmaktadır.

Gül kökenli PDRN

2025 tarihli bir çalışmada gül kökenli polideoksiribonükleotid, çevresel stres oluşturulan insan keratinositlerinde ve insan deri dokusu örneklerinde değerlendirilmiştir.

Araştırmada:

  • Mitokondri işlevi,
  • hücresel enerji dengesi,
  • protein oksidasyonu,
  • MMP-1 ve IL-1α,
  • tip I ve III kolajen,
  • otofaji ve mitofaji göstergeleri

incelenmiştir.

Gül kökenli PDRN’nin oksidatif stresin etkilerini sınırlandırdığı, mitokondri işlevini desteklediği ve kolajen bütünlüğüyle ilişkili göstergelerde olumlu sonuç verdiği bildirilmiştir. Cavagnino ve ark., 2025

Bu ürün gül yağı, gül suyu veya geleneksel gül ekstraktı değildir. Ayrıca araştırmacıların bir bölümünün kozmetik endüstrisiyle bağlantılı olması, çalışma yorumlanırken dikkate alınmalıdır.

Rosa damascena hücrelerinden elde edilen veziküller

Rosa damascena kallus hücrelerinden elde edilen eksozom benzeri veziküller ciltle ilişkili hücre modellerinde araştırılmıştır. Hücre canlılığı, hücre göçü, oksidatif stres ve doku yenilenmesiyle ilişkili göstergelerde umut verici sonuçlar bildirilmiştir. Ancak henüz insanlarda klinik etkinlik gösterilmemiştir. PubMed kaydı


5. Araştırmaların karşılaştırılması

Test edilen ürünAraştırma modeliBaşlıca sonuçKanıtın sınırı
Rosa damascena yağı içeren nanogelEnzim testleri ve UVB uygulanmış kemirgenAntioksidan, kolajenaz ve elastaz karşıtı aktivite; daha az derin kırışıklıkİnsan çalışması değildir; sonuç saf yağa ait değildir
Isparta-Gönen gül yağıDPPH ve ABTS testleriGüçlü radikal giderici aktiviteCilt hücreleri ve insanlar incelenmemiştir
Gül yaprağı ekstraktıFibroblast ve UVB uygulanmış fareKırışıklık ve nem kaybında azalma; kolajen ve hyalüronik asidin korunmasıGül yağı veya gül suyu değildir
Rosa multiflora çiçek ekstraktıDeri hücreleri ve fareFoto-yaşlanmayla ilişkili olumlu bulgularFarklı gül türü ve farklı üründür
Rosa canina kuşburnu tozuKüçük insan çalışmasıKırışıklık, nem ve elastikiyette iyileşmeRosa damascena değildir; ağızdan kullanılmıştır
Gül kökenli PDRNKeratinosit ve insan deri dokusuOksidatif stres ve kolajen göstergelerinde olumlu sonuçlarGeleneksel gül ürünü ve insan klinik çalışması değildir
Rosa damascena kallus vezikülleriHücre modelleriHücresel koruma ve yenilenmeyle ilişkili bulgularKlinik etkinlik gösterilmemiştir

6. Gül distilatıyla ilgili ürün özelindeki çalışmalar

Gül distilatı ile gül yağı birbirinden farklı ürünlerdir. Gül yağı, uçucu bileşenlerin yoğunlaşmış yağ fazıdır. Gül distilatı ise distilasyon sırasında oluşan su fazını ve bu fazda bulunan suda çözünebilen veya dağılabilen uçucu bileşenleri içerir.

Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı, 2020 tarihli bir in vitro cilt yaşlanması karşıtı etki testinde değerlendirilmiştir. Raporun sonuç sayfasında test materyalinin yaşlanma karşıtı etki gösterdiği bildirilmiştir.

Bu raporun bilimsel konumu açık biçimde belirtilmelidir:

  • Test belirli bir Akita ürününe aittir.
  • Saf gül yağı test edilmemiştir.
  • Sonuç bütün gül sularına genellenemez.
  • Rapor, hakemli bir akademik yayın değil, ürün özelinde hazırlanmış laboratuvar testidir.
  • Ölçülen mekanizmaların açıklanabilmesi için yöntem ve sayısal sonuç sayfaları birlikte değerlendirilmelidir.

Akita Araştırma Notu
Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı için elde edilen laboratuvar sonuçları, ürünün kendi üretim yöntemi ve kimyasal yapısı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu bulgular diğer gül suları, hidrosoller veya gül yağları için doğrudan kanıt oluşturmaz.


Doğru bilinen yanlışlar

“Gülle yapılan bütün araştırmalar gül yağı için geçerlidir.”

Yanlış. Gül yağı, gül distilatı, gül yaprağı ekstraktı, kuşburnu ve biyoteknolojik gül türevleri farklı kimyasal yapılara sahiptir.

“Kolajenazın %60 baskılanması, kolajenin %60 arttığını gösterir.”

Yanlış. Kolajenaz inhibisyonu, laboratuvar ortamında kolajen parçalayan bir enzimin aktivitesinin sınırlandığını gösterir. İnsan cildindeki kolajen miktarının aynı oranda arttığını göstermez.

“Antioksidan aktivite kırışıklıkları azalttığını kanıtlar.”

Yanlış. Antioksidan testler bir maddenin serbest radikallerle etkileşim potansiyelini ölçer. Kırışıklık üzerindeki etkinin insanlarda ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

“Hayvan çalışmasındaki sonuç insanlarda da aynı olur.”

Yanlış. Hayvan modelleri biyolojik mekanizmaları anlamaya yardımcı olur. Ancak deri yapısı, doz, uygulama süresi ve UV maruziyeti insanlardaki gerçek kullanım koşullarından farklıdır.


İnsan çalışmaları neden önemlidir?

Laboratuvar ve hayvan araştırmaları bir maddenin hangi mekanizmalar üzerinden etkili olabileceğini gösterir. İnsanlarda yapılan kontrollü çalışmalar ise bu etkinin günlük kullanım koşullarında gerçekten ortaya çıkıp çıkmadığını belirler.

Güçlü bir klinik araştırmada şu unsurlar bulunmalıdır:

  • Yeterli sayıda katılımcı
  • Plasebo veya uygun kontrol grubu
  • Araştırmacı ve katılımcıların grupları bilmediği körleme yöntemi
  • Standardize edilmiş ürün ve konsantrasyon
  • Kırışıklık derinliği, elastikiyet, nem ve transepidermal su kaybı gibi nesnel ölçümler
  • Yeterli uygulama süresi
  • Güvenlilik ve tahriş değerlendirmesi
  • Önceden belirlenmiş istatistiksel analiz

Mevcut literatürde Rosa damascena gül yağının veya gül distilatının insanlarda cilt yaşlanması üzerindeki etkisini bu koşullarla değerlendiren çalışmalar henüz yeterli değildir.


Bilimin söylediği nedir?

Gül kökenli bazı preparatlar, cilt yaşlanmasıyla ilişkili oksidatif stres, kolajen ve elastin yıkımı, UV hasarı ve nem kaybı üzerinde umut verici laboratuvar ve hayvan bulguları göstermektedir. Bununla birlikte kullanılan ürünler, gül türleri ve deney modelleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle mevcut sonuçlar bütün gül ürünlerine genellenemez.

Gül yağı bakımından en doğrudan bulgu, Rosa damascena yağı içeren nanogelin kolajenaz ve elastaz karşıtı aktivite göstermesi ve UVB uygulanmış hayvan modelinde derin kırışıklık oluşumunu azaltmasıdır. Isparta gül yağıyla yapılan güncel araştırma ise yağın güçlü antioksidan potansiyelini desteklemektedir.

Gül yaprağı ekstraktlarında foto-yaşlanmaya karşı daha geniş hücre ve hayvan bulguları bulunmakla birlikte bunlar gül yağı veya gül suyunun doğrudan kanıtı değildir. İnsanlarda elde edilen dikkat çekici sonuçlar ise ağırlıklı olarak farklı bir tür olan Rosa canina kuşburnu ürününe aittir.


Bölüm özeti

  • Cilt yaşlanması; kolajen kaybı, elastin hasarı, nem azalması, UV maruziyeti ve oksidatif stresle ilişkili çok yönlü bir süreçtir.
  • Rosa damascena gül yağı içeren nanogel, laboratuvar ve hayvan modellerinde olumlu sonuçlar göstermiştir.
  • Isparta-Gönen gül yağının güçlü antioksidan aktivitesi iki farklı laboratuvar yöntemiyle belirlenmiştir.
  • Gül yaprağı ekstraktı, UVB uygulanmış hayvanlarda kırışıklık ve nem kaybını sınırlandırmıştır.
  • Kuşburnu tozuyla yapılan küçük insan çalışması olumlu sonuç vermiştir; ancak incelenen ürün Rosa damascena değildir.
  • Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı’na ait sonuçlar ürün özelindeki laboratuvar kanıtları olarak ayrı değerlendirilmelidir.
  • Gül yağının ve gül distilatının insanlarda yaşlanma karşıtı etkisini doğrulayacak kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Akademik sonuç

Mevcut bilimsel bulgular, gül kökenli bazı bileşenlerin cilt yaşlanmasıyla ilişkili biyolojik süreçler üzerinde olumlu potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte kanıtların büyük bölümü laboratuvar ve hayvan çalışmalarına dayanmaktadır. Gül yağının veya gül distilatının insanlarda kırışıklık, kolajen, elastikiyet ve cilt bariyeri üzerindeki etkileri konusunda kesin sonuca varabilmek için standardize ürünlerle yürütülen bağımsız ve kontrollü klinik araştırmalar gereklidir.

Bizden haberdar olmak, kampanyaları en önce öğrenmek için
WhatsApp destek ekibimize danışabilirsiniz.
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?