Makine mühendisi kimliğiyle üretim süreçlerine hâkim olan Burhan Kılıç; havacılık, küçük uçaklar, otomotiv teknolojileri, yapay zekâ ve yeni nesil üretim sistemlerine ilgi duymaktadır.
Bugün çalışmalarını doğa, bilim ve teknolojiyi bir araya getiren yenilikçi projeler geliştirmeye adamış durumdadır.
Onun hikâyesi, merakın araştırmaya, araştırmanın inovasyona ve inovasyonun da uluslararası başarıya dönüşebileceğinin güçlü bir örneğidir.
Dünyada İlk Kez "Rose Distillate (Gül Distilatı)" Nasıl Ortaya Çıktı?
Bir Gül Hikâyesinden Çok Daha Fazlası
Bazı buluşlar laboratuvarda başlar.
Bazıları ise doğayı dikkatle gözlemleyen insanların zihninde doğar.
Akita'nın kurucusu Burhan Kılıç'ın hikâyesi de tam olarak böyle başladı.
Türkiye'nin gül başkenti olarak bilinen Isparta'da yetişen Rosa damascena güllerinin yalnızca güzel kokusundan değil, sahip olduğu zengin doğal yapısından da etkilenen Burhan Kılıç, yıllar boyunca şu sorunun cevabını aradı:
"Gülün bize sunduğu tüm doğal zenginliği gerçekten kullanabiliyor muyuz?"
Bu soru, yıllar sürecek araştırmaların başlangıcı oldu.
Isparta'nın Doğası Bir İlham Kaynağı Oldu
Isparta yalnızca dünyanın en kaliteli yağ güllerinin yetiştiği şehirlerden biri değildir.
Aynı zamanda göller yöresi olarak bilinen, Eğirdir Gölü başta olmak üzere birçok gölle çevrili, zengin bitki örtüsüne sahip özel bir ekosistemin merkezidir.
Bu coğrafya, Rosa damascena'nın kendine özgü aromatik yapısını oluştururken aynı zamanda yüzyıllardır dünyanın en kaliteli gül yağı üretiminin de merkezi olmuştur.
Burhan Kılıç ise bu doğal mirasa farklı bir bakış açısıyla yaklaştı.
Amacı yalnızca kaliteli gül yağı üretmek değildi.
Gülün tamamının değerini koruyabilecek yeni bir üretim anlayışı geliştirmekti.
Geleneksel Gül Suyunda Fark Ettiği Eksiklik
Yüzyıllardır uygulanan geleneksel damıtma yönteminde asıl hedef gül yağıdır.
Damıtma tamamlandıktan sonra yüzeyde biriken değerli gül yağı ayrılır.
Geride kalan sıvı ise "gül suyu" olarak değerlendirilir.
Burhan Kılıç'ın dikkatini çeken nokta tam da buydu.
"Gülün en değerli aromatik bileşenlerinden biri olan doğal gül yağı ayrıldıktan sonra geriye kalan ürün gerçekten gülün bütününü temsil ediyor mu?"
Bu soru yeni bir üretim sisteminin temelini oluşturdu.
Neden Gül Yağını Ayırmadı?
Burhan Kılıç'ın hedefi yalnızca yağı alınmamış bir gül suyu üretmek değildi.
Asıl amacı, damıtma sürecini yeniden tasarlayarak gülün doğal yapısında bulunan bileşenleri mümkün olduğunca birlikte koruyabilen yeni bir distilasyon sistemi geliştirmekti.
Bu nedenle yıllar süren çalışmalar sonucunda tamamen kendine özgü bir damıtma yöntemi geliştirildi.
Bu yöntemde elde edilen ürün;
- yalnızca klasik bir gül suyu değildir,
- yalnızca gül yağı da değildir.
Gülün doğal yapısını çok daha bütüncül şekilde yansıtan farklı bir distilattır.
İşte bu nedenle Akita'nın ürünü klasik gül suyundan farklı bir kategori oluşturmuştur.
Beklenmeyen Bir Keşif
Yeni üretim sistemi uygulanmaya başladıktan sonra dikkat çekici bir özellik daha ortaya çıktı.
Elde edilen distilat, zaman içerisinde doğal sirke karakteristiği gösteren kendine özgü bir yapıya sahipti.
Bu özellik yalnızca doğal, hafif sirke benzeri aromasıyla değil, aynı zamanda ürünün mikrobiyolojik stabilitesine yaptığı katkıyla da dikkat çekti.
Koruyucu kullanılmadan üretilmesine rağmen ürün uzun süre doğal yapısını koruyabiliyordu.
Bu durum doğal kozmetik anlayışı açısından önemli bir gelişmeydi.
Çünkü tüketiciler bir yandan %100 doğal ürünler isterken diğer yandan bu ürünlerin kısa sürede bozulmasını istemiyordu.
Akita'nın geliştirdiği üretim sistemi, doğallık ile stabilite arasında yeni bir yaklaşım ortaya koydu.
Gözlerde Güvenle Kullanılabilecek Kadar Nazik
Akita Rose Distillate yalnızca üretim yöntemiyle değil, güvenlilik testleriyle de dikkat çekmektedir.
Bağımsız laboratuvarlarda gerçekleştirilen OECD 491 göz irritasyonu testlerinde ürünün göz irritasyonuna neden olmadığı raporlanmıştır.
Bu sayede göz çevresi dahil hassas bölgelerde kullanılabilen nadir gül distilatlarından biri haline gelmiştir.
Bebeklerden ileri yaşlara kadar geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından tercih edilmesinin nedenlerinden biri de bu nazik yapısıdır.
Kozmetik Dünyasına Yeni Bir Hammadde Kazandırıldı
Geliştirilen üretim sistemi klasik gül suyundan farklı özellikler gösterdiği için mevcut INCI isimleri bu ürünü tam olarak tanımlamıyordu.
Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda bu yeni üretim yöntemiyle elde edilen ürünün mevcut "Rose Water" veya klasik hidrosol tanımlarından farklı olduğu kabul edildi.
Bunun üzerine kozmetik hammaddeleri literatürüne yeni bir isim kazandırıldı:
Rosa Damascena Flower Distillate
Yani;
Rose Distillate (Gül Distilatı)
Böylece kozmetik sektöründe ilk kez gülün bu özel üretim şekli ayrı bir hammadde olarak tanımlanmış oldu.
Bu gelişme yalnızca Akita için değil, Türk gülünün uluslararası kozmetik sektöründeki konumunu güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Sadece Bir Ürün Değil, Bir Üretim Felsefesi
Akita'da geliştirilen Rose Distillate yalnızca tek bir üründe kullanılmadı.
Markanın su bazlı birçok formülünde saf su yerine Rose Distillate kullanılmaya başlandı.
Böylece yüz kremleri, serumlar, tonikler, yüz spreyleri ve diğer su bazlı ürünlerde yalnızca taşıyıcı olarak su kullanmak yerine, cilt bakımına katkı sağlayan doğal gül distilatı tercih edildi.
Bu yaklaşım, Akita'nın ürün geliştirme anlayışının temelini oluşturmaktadır.
Türkiye'den Dünyaya Bir Katkı
Bugün Akita'nın geliştirdiği Rose Distillate teknolojisi yalnızca yeni bir üretim yöntemi değil;
Türk gülünün dünya kozmetik literatüründe daha yüksek katma değerle temsil edilmesine katkı sağlayan önemli bir yenilik olarak görülmektedir.
Burhan Kılıç'ın yıllar önce Isparta güllerine farklı bir gözle bakmasıyla başlayan bu yolculuk, bugün uluslararası kozmetik sektöründe yeni bir hammadde tanımına dönüşmüş durumdadır.
Akita olarak bu başarının yalnızca markamız adına değil, Isparta gülü, Türk kozmetik sektörü ve ülkemiz adına da büyük bir gurur olduğuna inanıyoruz.
Çünkü her yeni fikir, yalnızca bir ürün geliştirmez.
Bazen bir ülkenin en değerli doğal mirasını dünyaya yeniden tanıtır.
Yorum Yapın