Cilt Lekelerinde Hidrokinon Şart mı? Bilimsel Araştırma Ne Söylüyor?
Traneksamik asit, niasinamid, C vitamini ve arbutin içeren hidrokinonsuz bir formül, %4 hidrokinonla karşılaştırıldı. Peki hangi ürün daha etkili ve cilde daha nazik bulundu?
Güneş lekeleri, sivilce sonrası kalan koyu izler ve melazma kolayca oluşabilir; ancak bunların görünümünü azaltmak zaman alabilir. Çünkü cilt lekesi yalnızca yüzeyde duran bir renk değildir. Cilt, bazı bölgelerde normalden fazla renk ürettiğinde ortaya çıkar.
Bu lekelerin tedavisinde kullanılan en güçlü maddelerden biri hidrokinondur. Ancak hidrokinon bazı kişilerde kızarıklık, yanma ve tahrişe neden olabilir.
Peki hidrokinon kullanmadan da etkili sonuç almak mümkün mü?
2020 yılında yayımlanan küçük bir klinik araştırmada; traneksamik asit, niasinamid, C vitamini, arbutin ve epidermal büyüme faktörü içeren hidrokinonsuz bir formül, %4 hidrokinonla karşılaştırıldı. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Hidrokinon içermeyen formül, lekelerin genel görünümünde daha başarılı bulundu ve cilt tarafından daha iyi tolere edildi.
Ancak bu sonuç, “Hidrokinon artık gereksiz” demek için yeterli değil. Araştırmanın neyi gösterdiğini ve neyi göstermediğini birlikte inceleyelim.
Cilt lekeleri neden oluşur?
Cildimize doğal rengini veren maddeye melanin denir. Melanin, güneş ışınlarına karşı cildin kendini korumasına yardımcı olur.
Bunu cildin doğal renk kalkanı gibi düşünebiliriz. Fakat bazı durumlarda cilt, belirli bölgelerde gereğinden fazla melanin üretir. Bunun sonucunda o bölgeler daha koyu görünür.
Bu duruma hiperpigmentasyon, yani cildin bazı bölgelerinde normalden fazla renk oluşması denir.
Hiperpigmentasyonun farklı nedenleri olabilir:
- Güneş ışınları
- Sivilce sonrası oluşan izler
- Cildin tahriş edilmesi
- Hormonal değişiklikler
- Melazma
- Bazı ilaçlar
- Yaşla birlikte oluşan güneş lekeleri
Her koyu leke aynı nedenle oluşmadığı için her lekeye aynı bakımın uygulanması doğru değildir.
Hidrokinon nedir?
Hidrokinon, cildin melanin üretimini azaltmaya yardımcı olan güçlü bir leke karşıtı maddedir.
Cilt melanin üretirken farklı enzimlerden yararlanır. Enzimleri, ciltte belirli işleri yapan küçük yardımcılar gibi düşünebiliriz. Bunlardan biri tirozinaz adlı enzimdir.
Hidrokinon, tirozinazın çalışmasını yavaşlatarak yeni pigment oluşumunu azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle şu sorunların tedavisinde kullanılabilir:
- Melazma
- Güneş lekeleri
- Sivilce sonrası kalan koyu izler
- Tahriş veya yara sonrasında oluşan renk değişiklikleri
Hidrokinon, sıradan bir günlük bakım içeriği değildir. Özellikle %4 gibi güçlü oranlarda dermatolog kontrolünde kullanılması gerekir.
Bazı kişilerde şu istenmeyen etkiler görülebilir:
- Kızarıklık
- Kuruluk
- Yanma
- Kaşıntı
- Tahriş
- Ciltte hassasiyet
Yanlış veya çok uzun süreli kullanım, nadiren ciltte mavi-siyah renk değişikliğine yol açan daha ciddi bir soruna da neden olabilir. Bu nedenle hidrokinon, doğru kişide, doğru süreyle ve uygun güneş korumasıyla kullanılmalıdır.
Araştırmacılar hangi sorunun cevabını aradı?
Araştırmacılar şu soruyu sordu:
Birden fazla leke karşıtı bileşen içeren hidrokinonsuz bir formül, %4 hidrokinon kadar etkili olabilir mi?
Araştırmada SKNB19 adı verilen özel bir formül kullanıldı. Bu formülün öne çıkan bileşenleri şunlardı:
- Traneksamik asit
- Niasinamid
- C vitamini
- Arbutin
- Epidermal büyüme faktörü
- Formülü destekleyen diğer bileşenler
Bu içeriklerin hepsi ciltte aynı görevi yapmaz. Bazıları pigment üretimini etkileyebilir, bazıları pigmentin cilt hücrelerine taşınmasını azaltabilir, bazıları ise cilt bariyerini ve yenilenme süreçlerini destekleyebilir.
Araştırmacılar, farklı yollar üzerinden çalışan bu bileşenlerin birlikte nasıl bir sonuç vereceğini görmek istedi.
Araştırma nasıl yapıldı?
Çalışmaya yüzünde koyu lekeler bulunan 18 yetişkin katıldı.
Her katılımcının yüzünün:
- Bir tarafına hidrokinon içermeyen SKNB19 formülü,
- Diğer tarafına %4 hidrokinon uygulandı.
Hangi ürünün yüzün hangi tarafına uygulanacağı rastgele belirlendi. Bu yöntem, araştırmacıların bilinçli veya bilinçsiz olarak bir tarafı seçmesini engellemeye yardımcı olur.
Hidrokinon içermeyen formül sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez kullanıldı. %4 hidrokinon ise yalnızca geceleri uygulandı.
Başlangıçta katılımcıların üç boyutlu yüz görüntüleri çekildi. Bir ay sonra aynı çekimler tekrarlandı.
Sonuçlar iki farklı şekilde değerlendirildi:
- Katılımcılar yüzlerindeki değişimi, kızarıklığı, tahrişi ve ürünlere ne kadar rahat devam edebildiklerini puanladı.
- İki dermatolog, iki yüz plastik cerrahı ve bir göz çevresi cerrahından oluşan beş bağımsız uzman, önceki ve sonraki görüntüleri karşılaştırdı.
Araştırma, bir kişinin cildini başka bir kişinin cildiyle karşılaştırmak yerine aynı yüzün iki tarafını karşılaştırdığı için değerlidir. Çünkü yaş, cilt yapısı, yaşam biçimi ve genetik özellikler iki tarafta da aynıdır.
Bir ayın sonunda ne oldu?
Araştırmaya göre hidrokinon içermeyen formül, koyu lekelerin genel görünümünde anlamlı bir iyileşme sağladı.
Katılımcıların kendi değerlendirmelerinde:
- Hidrokinonsuz formülün uygulandığı taraf, hidrokinon kullanılan taraftan %28,5 daha iyi bulundu.
Bağımsız uzmanların değerlendirmesinde:
- Hidrokinonsuz formülün kullanıldığı taraf %27 daha iyi değerlendirildi.
- Yüzün iki tarafı tek tek karşılaştırıldığında, hidrokinonsuz ürün kullanılan tarafların %88,2’si hidrokinon kullanılan tarafla aynı veya ondan daha iyi görünüyordu.
Ürünlerin ciltte oluşturduğu rahatsızlık da incelendi:
- Hidrokinonsuz formül daha az tahrişe neden oldu.
- Bir katılımcı hidrokinona karşı ciddi tahammülsüzlük yaşadığı için araştırmadan ayrıldı.
- Hidrokinonsuz formülü kullanan katılımcılarda ürünü bırakmayı gerektiren bir sorun bildirilmedi.
- Hidrokinonsuz formülle kızarıklık daha az görünse de bu fark, kesin bir sonuç sayılacak kadar güçlü değildi.
“%27 daha iyi” ne anlama geliyor?
Bu sonuç kolayca yanlış anlaşılabilir.
“%27 daha iyi” ifadesi, lekelerin %27’sinin yok olduğu veya cildin %27 oranında açıldığı anlamına gelmez.
Araştırmada katılımcılar ve uzmanlar yüzün genel görünümünü puanladı. Bu puanlar karşılaştırıldığında hidrokinonsuz formül kullanılan taraf daha başarılı bulundu.
Bu nedenle en doğru ifade şöyledir:
Bir aylık kullanım sonunda hidrokinonsuz formülün uygulandığı yüz tarafı, genel leke görünümü bakımından %4 hidrokinon uygulanan taraftan daha olumlu değerlendirilmiştir.
Bu oran yalnızca araştırmada kullanılan SKNB19 formülü için geçerlidir. İçinde benzer bileşenler bulunan her üründen aynı sonucu beklemek doğru değildir.
Formüldeki bileşenler ne işe yarayabilir?
Traneksamik asit
Cilt; güneş, hormonlar veya tahriş nedeniyle daha fazla pigment üretme mesajı alabilir. Traneksamik asit, pigment oluşumunu başlatan bazı mesajların yavaşlatılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle melazma ve tahrişle bağlantılı lekeler üzerinde araştırılmaktadır.
Niasinamid
Niasinamid, B3 vitamininin bir formudur. Pigment üretildikten sonra çevredeki cilt hücrelerine taşınmasını azaltmaya yardımcı olabilir.
Aynı zamanda cildin dış dünyaya karşı koruyucu tabakası olan cilt bariyerini destekler. Bu önemlidir çünkü tahriş olan ciltte yeni koyu izler oluşabilir.
C vitamini
C vitamini bir antioksidandır. Çevresel etkilerin ciltte oluşturabileceği zarara karşı cildi destekler. Ayrıca pigment üretiminde görev alan tirozinaz enziminin çalışmasını sınırlamaya yardımcı olabilir.
Ancak her C vitamini ürünü aynı etkiyi göstermez. Ürünün başarısı kullanılan C vitamini türüne, miktarına, formülün pH değerine ve C vitamininin ürün içinde bozulmadan kalıp kalmadığına bağlıdır.
Arbutin
Arbutin de melanin üretiminde görev alan tirozinaz enziminin çalışmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.
Arbutin ile hidrokinon kimyasal olarak bağlantılıdır ancak aynı madde değildir. Arbutinin türü, miktarı, saflığı ve ürün içindeki kararlılığı elde edilecek sonucu etkileyebilir.
Epidermal büyüme faktörü
Epidermal büyüme faktörü, cilt hücreleri arasındaki iletişim ve yenilenme süreçleriyle ilişkilidir.
Fakat araştırmada bütün bileşenler aynı formülün içinde kullanıldı. Bu nedenle epidermal büyüme faktörünün veya diğer maddelerin sonuca tek başına ne kadar katkı sağladığını bilmiyoruz.
Bu araştırma hidrokinonun etkisiz olduğunu mu gösteriyor?
Hayır.
Hidrokinon, koyu lekelerin tedavisinde uzun süredir kullanılan etkili bir maddedir. Ancak güçlü bir etki gösterdiği için tahrişe de neden olabilir.
Bu araştırmada yalnızca belirli bir hidrokinonsuz formül ile %4 hidrokinon karşılaştırıldı. Sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
Araştırmada kullanılan hidrokinonsuz formül, bu küçük katılımcı grubunda ve bir aylık kullanım sonunda hidrokinon kadar veya ondan daha başarılı bulundu. Aynı zamanda daha az tahrişe neden oldu.
Bu sonuç, hidrokinonun işe yaramadığı veya hiç kullanılmaması gerektiği anlamına gelmez. Hangi seçeneğin daha uygun olduğu; lekenin türüne, cildin hassasiyetine ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.
Araştırmanın güçlü yönleri nelerdi?
Bu araştırmada kullanılan yöntem bazı önemli avantajlara sahipti:
- Ürünler aynı kişinin yüzünde karşılaştırıldı.
- Hangi ürünün hangi tarafa uygulanacağı rastgele seçildi.
- Tedavi öncesinde ve sonrasında standart görüntüler çekildi.
- Sonuçları beş bağımsız uzman değerlendirdi.
- Yalnızca leke görünümü değil, kızarıklık ve tahriş de incelendi.
- Katılımcıların ürünü ne kadar rahat kullanabildiği değerlendirildi.
Bir ürünün etkili olması kadar cilt tarafından iyi tolere edilmesi de önemlidir. Çünkü tahriş nedeniyle kullanılamayan bir ürün, güçlü olsa bile düzenli bir bakımın parçası olamaz.
Araştırmanın hangi eksikleri vardı?
Araştırmanın sonuçları umut verici olsa da bazı önemli sınırları bulunuyor.
Katılımcı sayısı azdı
Araştırmaya yalnızca 18 kişi katıldı ve bir kişi hidrokinona karşı ciddi tahammülsüzlük nedeniyle çalışmadan ayrıldı.
Bu kadar küçük bir grupla elde edilen sonuçların her yaşa, her cilt rengine ve her leke türüne uygun olduğunu söyleyemeyiz.
Araştırma sadece bir ay sürdü
Cilt lekelerinin bakımında bir ay oldukça kısa bir süredir. Çalışma bize:
- Sonucun uzun süre devam edip etmediğini,
- Lekelerin yeniden koyulaşıp koyulaşmadığını,
- Ürünlerin aylar boyunca nasıl tolere edildiğini,
- Uzun süreli kullanımda farklı bir yan etki oluşup oluşmadığını
göstermiyor.
İki ürün aynı sıklıkta kullanılmadı
Hidrokinonsuz formül günde iki kez, hidrokinon ise günde bir kez uygulandı.
Bu nedenle aradaki fark yalnızca formüllerin içeriğinden kaynaklanmamış olabilir. Hidrokinonsuz ürünün daha sık uygulanması da sonucu etkilemiş olabilir.
Değerlendirme büyük ölçüde görünüşe dayanıyordu
Katılımcılar ve uzmanlar fotoğraflardaki genel görünümü puanladı. Bu önemli bir değerlendirmedir; ancak ciltteki pigment miktarını cihazla ölçen sayısal sonuçlarla desteklenmesi kanıtı güçlendirebilirdi.
Bileşenler ayrı ayrı incelenmedi
Traneksamik asit, niasinamid, C vitamini, arbutin ve büyüme faktörü aynı formül içinde kullanıldı.
Bu nedenle “Niasinamid hidrokinondan daha etkilidir” veya “Sonucu traneksamik asit sağladı” diyemeyiz. Çalışma yalnızca bu özel formülün tamamını değerlendirdi.
Akita bu araştırmayı nasıl değerlendiriyor?
Araştırma, ürün geliştirirken yalnızca tek bir popüler bileşene odaklanmanın yeterli olmadığını gösteriyor.
Cilt lekeleri farklı nedenlerle oluşabilir. Bu nedenle farklı yollar üzerinden çalışan bileşenlerin dengeli bir formülde bir araya getirilmesi yararlı olabilir. Ancak ürünün üzerinde uzun bir içerik listesinin bulunması, onun mutlaka etkili olduğu anlamına gelmez.
Bir formül değerlendirilirken şu sorular sorulmalıdır:
- Aktif bileşenler uygun miktarlarda kullanılmış mı?
- Ürün içinde bozulmadan kalabiliyorlar mı?
- Birbirleriyle uyumlu çalışıyorlar mı?
- Formül cilt tarafından iyi tolere ediliyor mu?
- Güvenlik ve stabilite testleri yapılmış mı?
- Etkinlik yalnızca ham maddeler için mi, yoksa bitmiş ürün üzerinde mi gösterilmiş?
Akita’nın ürün geliştirme anlayışında yalnızca öne çıkan aktif maddeler değil, formülün tamamı önemlidir. Su kullanılan Akita cilt bakım ürünlerinde sıradan su yerine Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu kullanılması da bu bütünsel yaklaşımın bir parçasıdır.
Ancak burada bilimsel sınırı doğru çizmek gerekir: SKNB19 üzerinde elde edilen %27 ve %28,5 değerleri Akita ürünlerine ait değildir. Akita ürünleriyle ilgili bir etki ancak ilgili Akita formülü üzerinde yapılan analiz ve testlerin sonuçlarına dayanarak açıklanabilir.
Başka bir ürünle yapılan araştırmayı Akita’ya aktarmak yerine, araştırmanın bize öğrettiği ürün geliştirme ilkelerinden yararlanmak bilimsel olarak daha doğrudur.
Leke bakımında güneş koruyucu neden bu kadar önemli?
Leke bakımını, sürekli su alan bir tekneyi boşaltmaya benzetebiliriz. Siz içerideki suyu boşaltırken delik açık kalırsa tekne yeniden dolar.
Leke karşıtı ürünler mevcut pigment görünümünü azaltmaya çalışırken korunmasız güneş ışığı cilde yeniden pigment üretme mesajı verebilir.
Bu nedenle günlük bakımda:
- Geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanılmalı,
- Güneş koruyucu gerektiğinde yenilenmeli,
- Şapka ve gölge gibi fiziksel korunma yöntemlerinden yararlanılmalı,
- Cildi tahriş edecek kadar fazla aktif üst üste kullanılmamalı,
- Cilt bariyeri uygun bir nemlendiriciyle desteklenmelidir.
Leke bakımında güçlü ürünleri bir araya getirmek her zaman daha hızlı sonuç vermez. Fazla tahriş, bazı ciltlerde lekelerin daha da koyulaşmasına neden olabilir.
Sonuç: Hidrokinonun alternatifi olabilir mi?
Araştırma, farklı yollar üzerinden çalışan aktif maddelerin doğru bir formülde bir araya getirildiğinde cilt lekelerinin görünümünü azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.
Test edilen hidrokinonsuz formül:
- Bir ay sonunda genel leke görünümünde başarılı bulundu.
- Katılımcılar ve uzmanlar tarafından %4 hidrokinondan daha olumlu değerlendirildi.
- Daha az tahrişe neden oldu.
- Katılımcılar tarafından daha iyi tolere edildi.
Ancak yalnızca 18 kişiyle yapılan ve bir ay süren tek bir araştırma, hidrokinonsuz formülün hidrokinonun yerini kesin olarak alabileceğini kanıtlamaz.
Araştırmadan çıkarılması gereken en doğru sonuç şudur:
Hidrokinon içermeyen, iyi hazırlanmış çok bileşenli formüller cilt lekelerinin bakımında umut verici olabilir. Fakat bir ürünün etkisi yalnızca içerik isimlerine bakılarak değil, bitmiş ürün üzerinde yapılan güvenlik ve etkinlik çalışmalarıyla değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Hidrokinon cildi beyazlatır mı?
Hidrokinonun amacı kişinin doğal ten rengini değiştirmek değildir. Fazla pigment üretilen koyu bölgelerde melanin oluşumunu azaltarak renk eşitsizliğinin görünümünü hafifletmeye yardımcı olur.
Hidrokinon tehlikeli midir?
Hidrokinon doğru kişide ve uygun şekilde kullanıldığında etkili olabilir. Ancak güçlü bir madde olduğu için tahriş ve başka istenmeyen etkiler oluşturabilir. Özellikle %4 hidrokinon dermatolog kontrolünde kullanılmalıdır.
Bu araştırma hidrokinonsuz ürünün kesinlikle daha iyi olduğunu kanıtlıyor mu?
Hayır. Çalışma küçük bir katılımcı grubuyla yapılmış ve yalnızca bir ay sürmüştür. Sonuçlar umut vericidir ancak kesin bir karar için daha büyük ve uzun süreli araştırmalar gerekir.
Niasinamid tek başına hidrokinondan daha etkili midir?
Bu araştırmaya dayanarak böyle bir sonuç çıkarılamaz. Niasinamid diğer aktiflerle birlikte kullanılmış ve tek başına hidrokinonla karşılaştırılmamıştır.
Arbutin ile hidrokinon aynı mıdır?
Hayır. Arbutin hidrokinonla kimyasal olarak bağlantılıdır ancak aynı madde değildir. Cilt üzerindeki etkileri ve kullanım şekilleri de farklı olabilir.
Aynı içerikleri taşıyan her ürün aynı sonucu verir mi?
Hayır. Bileşenlerin miktarı, kalitesi, kararlılığı ve birbiriyle uyumu sonucu değiştirir. Bu araştırmanın sonuçları yalnızca test edilen özel formül için geçerlidir.
Birkaç leke karşıtı ürünü birlikte kullanmak daha hızlı sonuç verir mi?
Her zaman değil. Çok sayıda güçlü aktif maddeyi aynı anda kullanmak cildi tahriş edebilir. Tahriş de bazı ciltlerde yeni koyu izlerin oluşmasına neden olabilir.
Güneş koruyucu kullanmadan leke bakımı yapılabilir mi?
Leke karşıtı bir ürün kullanılsa bile güneşten korunmayan cilt yeniden pigment üretebilir. Bu nedenle düzenli güneş koruması, leke bakımının en önemli adımlarından biridir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı tanı veya tedavi önerisi değildir. Lekeleriniz hızla değişiyorsa, yayılıyorsa, uzun süredir geçmiyorsa veya kullandığınız ürün cildinizde ciddi tahrişe neden oluyorsa dermatoloğa başvurun.
Kaynakça – APA 7
Kalasho, B. D., Minokadeh, A., Zhang-Nunes, S., Zoumalan, R. A., Shemirani, N. L., Waldman, A. R., Pletzer, V., & Zoumalan, C. I. (2020). Evaluating the safety and efficacy of a topical formulation containing epidermal growth factor, tranexamic acid, vitamin C, arbutin, niacinamide and other ingredients as hydroquinone 4% alternatives to improve hyperpigmentation: A prospective, randomized, controlled split face study. Journal of Cosmetic Science, 71(5), 263–290. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33022197/
Yazın cilt bakımında uzun ve karmaşık rutinlerden çok, doğru zamanda kolayca kullanılabilen ürünler değerlidir. Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu ve Akita...
Lavanta suyu, hidrosol, uçucu yağ ve Akita’nın yağı ayırmayan distilasyon yaklaşımı arasındaki farkları bilimsel verilerle açıklayan kapsamlı rehber ...
Gülün yalnızca kokulu suyunu değil, distilasyonla ortaya çıkan doğal bütünlüğünü korumayı amaçlayan farklı bir üretim yaklaşımı Taze Isparta gülleri ...
İki farklı şişenin üzerinde de “gül suyu” yazabilir. İkisinin kokusu da gülü hatırlatabilir ve ikisi de cilt bakımında kullanılmak üzere satışa sunula...
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunun Raf Ömrü Ne Kadardır? Açıldıktan sonra iki yıl kullanım süresi ve spreyli ambalajın koruyucu etkisi Doğal bir gül s...
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu Buzdolabında Saklanır mı? Buzdolabı zorunlu değildir; ürün oldukça stabil yapısıyla oda sıcaklığında kolayca muhafaza e...
Gülün Kokusu Sadece Yapraklarında mı? Isparta Gülünü Bütünüyle Kullanmanın Keşfedilmemiş Sırrı Bir Rosa damascena çiçeğini yalnızca pembe taç yaprakl...
Güller güzel koksa da neden yalnızca bazıları yağ üretiminde kullanılır? Bir gül bahçesine girdiğimizde birbirinden farklı renklerde, büyüklüklerde v...
Geleneksel Türk Gül İmbiği: Gül Suyuna Biçim Veren Ustalık Burdur’da elde biçimlendirilen bakır imbiklerden Isparta’nın gül damıtma geleneğine uzanan...
Isparta Gül Yağını Diğer Ülkelerde Üretilen Gül Yağlarından Ayıran Özellikler Nelerdir? Coğrafya, iklim, hasat zamanı ve distilasyon yöntemi gül yağı...
Geleneksel kullanımdan bilimsel araştırmalara uzanan dikkat çekici bir alan Gül suyu yüzyıllardır yalnızca güzel kokusu veya cilt bakımındaki kullanı...
Büyük bakır başlık, altındaki kanal ve gül distilatının henüz araştırılmamış yolculuğu Bir gül imbiğine uzaktan bakıldığında çoğu insan yalnızca büyü...
Gül Yağı Nasıl Kullanılır? Bilimsel Çalışmalardaki Yöntemler ve Güvenli Kullanım Rehberi Rosa damascena uçucu yağının önce koklama, ardından cilt bak...
Akita, su içeren tüm kozmetik ürünlerinde saf su yerine kendi ürettiği Yağı Alınmamış Gül Distilatı’nı kullanarak formülün en büyük bölümünü değerli b...
Anne kokusundan gül kokusuna: Kokuların insanları, mekânları ve geçmişte yaşanan duyguları nasıl hatırlattığı Bir kokuyu duyduğunuz anda yıllardır dü...
Bir ay boyunca gül kokusuna maruz kalmak beynin yapısında ölçülebilir bir değişiklik oluşturabilir mi? Rosa damascena ve gül yağı üzerine yapılan araş...
Isparta gülünün botanik akrabaları ile parfümeri dünyasındaki benzerleri aynı güller değildir Gül dünyasında birbirine benzeyen yüzlerce tür ve kültü...
Güneş, sıcak hava, deniz ve havuz sonrasında cildin değişen ihtiyaçlarını anlayın; cilt bariyerini desteklemekten leke görünümüne yönelik bakıma kadar...

Yorum Yapın