Aynı Gülü Neden Her Gün Aynı Koklamıyoruz?
Aynı Gülü Neden Her Gün Aynı Koklamıyoruz?
Duygu, hafıza, beklenti ve dikkat aynı Rosa damascena kokusunu neden farklı deneyimlememize yol açabilir?
Dün kullandığınız gül suyu bugün size biraz farklı mı koktu?
Belki dün ilk fark ettiğiniz şey yumuşak ve çiçeksi karakteriydi. Bugün ise daha taze, yeşil veya hafif keskin bir yönü dikkatinizi çekti.
Böyle bir durumda akla ilk gelen soru genellikle şudur:
“Ürün mü değişti?”
Oysa koku biliminin önümüze koyduğu daha ilginç bir olasılık vardır:
Belki değişen ürün değil, kokuyu algıladığımız andır.
Çünkü koku, yalnızca şişenin içindeki uçucu moleküllerden ibaret değildir. Moleküller koku deneyiminin başlangıç noktasını oluşturur; ardından burun, beyin, dikkat, hafıza, beklenti ve içinde bulunduğumuz fizyolojik veya duygusal durum devreye girer.
Bilimsel literatürde bu durum state-dependent odor perception, yani kişinin içinde bulunduğu duruma bağlı koku algısı çerçevesinde inceleniyor. Araştırmalar özellikle açlık ve tokluk durumunun koku değerlendirmesi üzerindeki etkisini güçlü biçimde gösterirken; duygu durumu, uyku yoksunluğu ve sirkadiyen durum gibi etkenlerin de koku algısını değiştirebileceğine ilişkin bulgular bulunduğunu ortaya koyuyor. PubMed Central (PMC)
Kısaca: Aynı koku kaynağı, her zaman tamamen aynı koku deneyimi anlamına gelmeyebilir.
Koku Bir Fotoğraf Değildir
Bir fotoğrafı bugün açıp yarın tekrar baktığımızda görüntü dosyasının aynı olduğunu biliriz.
Koku algısı ise bundan daha dinamiktir.
Bir kokunun moleküler yapısı algının fiziksel temelini oluşturur. Ancak bu bilgi beyne ulaştığında yalnızca “kaydedilmez”; işlenir ve değerlendirilir.
Koku ve duygu sistemlerinin sinirsel düzeyde yakın ilişkileri vardır ve bilimsel çalışmalar koku ile duygu arasındaki ilişkinin iki yönlü olabileceğini gösterir: kokular duygu ve ruh hâlini etkileyebilirken, kişinin duygusal durumu da koku algısının bazı özellikleriyle etkileşebilir. PubMed
Bu nedenle bir kokuyu deneyimlerken aslında iki ayrı düzey vardır:
Şişede ne var?
ve
İnsan onu nasıl algılıyor?
Bu iki soru birbirine bağlıdır, fakat aynı soru değildir.
Burun Molekülleri Algılar, Koku Deneyimi Beyinde Oluşur
Bir gülü burnumuza yaklaştırdığımızda uçucu bileşikler havaya karışır ve burun boşluğundaki koku reseptörlerine ulaşır.
Burada başlayan biyolojik süreç sinirsel sinyallere dönüşerek beynin koku işlemeyle ilişkili bölgelerine iletilir.
Fakat insan deneyimi burada bitmez.
Beyin gelen bilgiyi daha önce öğrendiğimiz kokular, anılarımız, beklentilerimiz ve kokunun bizde oluşturduğu duygusal değerlerle birlikte değerlendirebilir.
Bu nedenle:
Koku moleküllerle başlar; algıya dönüştüğünde artık insan deneyiminin bir parçasıdır.
Duygu Durumumuz Kokuyu Değiştirebilir mi?
Burada kullandığımız “değiştirmek” kelimesine dikkat etmek gerekir.
Duygu durumumuz şişedeki ürünün kimyasal bileşimini değiştirmez.
Değişebilecek olan algımızdır.
Kişinin içinde bulunduğu durumun koku algısının farklı boyutlarını etkileyebileceğini gösteren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Ancak araştırmaların gücü incelenen duruma göre değişmektedir. 2022 tarihli kapsamlı bir derleme, açlık-tokluk etkileri konusunda kanıtların daha güçlü olduğunu; duygu durumu, uyku ve sirkadiyen durum açısından ise bulguların daha sınırlı ve gelişmekte olduğunu özellikle vurgulamaktadır. PubMed Central (PMC)
Bu ayrım önemlidir.
Bilim bize:
“Duygular kokuyu istediğimiz şekilde değiştirir.”
demiyor.
Daha dikkatli ifade şudur:
İçinde bulunduğumuz durum, koku bilgisinin nasıl işlendiği ve değerlendirildiği üzerinde etkili olabilecek değişkenlerden biridir.
Aynı Gül Neden Bir Gün Daha Çiçeksi, Başka Bir Gün Daha Keskin Gelebilir?
Doğal Rosa damascena distilatı tek bir aroma molekülünden oluşmaz.
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu üzerinde gerçekleştirilen GC-MS analizinde öne çıkan bileşikler arasında phenethyl alcohol (PEA), β-citronellol, asetik asit, benzyl alcohol ve α-linalool bulunmuştur.
Burada çok önemli bir nokta vardır:
Kimyasal baskınlık ile algısal baskınlık aynı şey değildir.
Bir bileşiğin GC-MS analizindeki oranının yüksek olması, insanın toplam kokunun içinde onu aynı oranda algılayacağı anlamına gelmez.
Koku algısı yalnızca “hangi molekülden ne kadar var?” sorusuyla açıklanamaz.
Bileşiklerin koku eşikleri, karışım içindeki etkileşimleri ve insanın duyusal değerlendirmesi de önemlidir.
Bu nedenle doğal bir Rosa damascena distilatında bir kişinin önce çiçeksi karakteri, başka bir kişinin daha yeşil veya keskin bir nüansı fark etmesi tek başına ürünün kimyasal olarak farklı olduğu anlamına gelmez.
ÖNEMLİ AYRIM
GC-MS kimyasal profili ölçer. İnsan ise bir koku deneyimi yaşar.
Bu iki bilgi birbirini tamamlar; ancak birbirinin yerine geçmez.
Peki Ruh Hâlimiz Hangi Notayı Öne Çıkarıyor?
Bu sorunun cazip ama henüz bilimsel olarak kesinleşmemiş bir tarafı vardır.
Örneğin şöyle bir tablo yapmak kolay olurdu:
Mutluluk → çiçeksi
Sakinlik → tatlı ve yumuşak
Stres → keskin
Yorgunluk → daha zayıf
Fakat mevcut bilimsel kanıtlarla Rosa damascena için böyle kesin bir duygu-koku notası haritası oluşturamayız.
Duygu durumu ve koku algısı arasında ilişki bulunduğunu gösteren çalışmalar vardır; ancak belirli bir duygunun Rosa damascena distilatındaki belirli bir molekülü veya duyusal notayı mutlaka öne çıkardığı gösterilmiş değildir. Koku-duygu ilişkisinin karşılıklı ve çok değişkenli olduğu bilimsel literatürde özellikle vurgulanmaktadır. PubMed
Bu nedenle:
“Stresliyken asetik asidi daha fazla koklarız.”
demek doğru olmaz.
Fakat şu soruyu sormak bilimsel olarak anlamlıdır:
Aynı Rosa damascena distilatında kişinin dikkatini çeken duyusal özellikler, kişinin o anki durumuyla birlikte değişebilir mi?
Bu, araştırılmaya değer bir sorudur.
Kokunun Görünmeyen Bileşeni: Hafıza
Bazen bir kokuyu neden sevdiğimizi açıklamak kolay değildir.
Bir gül kokusu bir kişiye çocukluğundaki bahçeyi hatırlatabilir.
Başka biri için anneannesinin evini, bir yaz sabahını, eski bir kozmetik ürününü veya özel bir günü çağrıştırabilir.
Bir başkası için aynı koku hiçbir belirgin anıyı uyandırmayabilir.
Dolayısıyla koku molekülünün kendisi ile kokunun kişi için taşıdığı anlam aynı şey değildir.
Koku ve duygu sistemlerinin beyindeki yakın ilişkisi nedeniyle hafıza, duygu ve koku araştırmaları sıklıkla birbiriyle kesişmektedir. PubMed
Bu nedenle doğal bir gülü koklarken yalnızca o an burnumuza ulaşan moleküllerle değil, daha önce yaşadıklarımızla da karşılaşıyor olabiliriz.
“Gül Böyle Kokmalı” Düşüncesi Kokuyu Değiştirir mi?
Koku algısının en şaşırtıcı taraflarından biri beklentidir.
Bir kokuyu koklamadan önce onun hakkında öğrendiğimiz bilgi, sonrasında yaptığımız değerlendirmeyi etkileyebilir.
Araştırmalarda aynı kokular olumlu ve olumsuz etiketlerle sunulduğunda katılımcıların hoşluk değerlendirmelerinin değişebildiği; bazı örneklerde yoğunluk ve tepki süresi üzerinde de etkiler görülebildiği gösterilmiştir. PubMed
Daha eski deneysel çalışmalar da aynı koku uyaranına farklı sözel etiketler verilmesinin insanların kokuyu yorumlama biçimini değiştirebildiğini göstermiştir. PubMed
Bu bulgu doğal gül distilatlarını anlamak açısından özellikle önemlidir.
Çünkü yıllarca parfümlü ürünlerle karşılaşmış bir kişinin zihninde:
“Gül kokusu = tatlı, parfümsü ve tamamen yumuşak”
şeklinde bir beklenti oluşmuş olabilir.
Doğal bir distilat ise çiçeksi karakterinin yanında daha taze, yeşil, bitkisel veya hafif keskin nüanslar taşıyabilir.
Dolayısıyla bazen:
“Bu neden beklediğim gibi kokmuyor?”
sorusu ürün kadar beklentimiz hakkında da bilgi verir.
Tanıdık Kokular Neden Farklı Hissedilebilir?
Tanıdıklık da koku değerlendirmesinde önemli bir değişkendir.
Araştırmalar kokunun tanıdık bulunması ile hoşluk değerlendirmesi arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ancak yoğunluk, hoşluk ve tanıdıklık birbirinden tamamen bağımsız değildir; aralarındaki ilişkiler karmaşıktır. PubMed
Bu durum günlük deneyimde ilginç bir sonuç doğurabilir.
Bir doğal gül distilatını ilk kez kokladığımızda tek bir özellik hemen dikkatimizi çekebilir.
Ürünü tanıdıkça daha önce fark etmediğimiz nüansları ayırt etmeye başlayabiliriz.
Bu, ürünün mutlaka değiştiğini göstermez.
Kokuyu tanıyan biz de değişiyoruz.
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu Neden İlginç Bir Örnek?
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu yalnızca gül kokusu oluşturmak amacıyla hazırlanmış bir parfüm kompozisyonu değildir.
Rosa damascena'nın distilasyonundan elde edilen, doğal olarak bulunan yağ fraksiyonu ayrılmadan korunan bir Rosa Damascena Flower Distillate'tır.
Bu nedenle ürünün kokusunu incelerken iki farklı alanı yan yana getirmek mümkündür:
Analitik kimya: Üründe hangi bileşikler bulunuyor?
Duyusal bilim: İnsan bu kompleks profili nasıl deneyimliyor?
İşte asıl ilginç alan bu iki dünyanın kesiştiği yerdir.
Akita Koku Algısı Çerçevesi
Koku deneyimini daha anlaşılır hâle getirmek için Akita Gül Akademisi'nde bunu yedi katman üzerinden düşünebiliriz.
AKITA KOKU ALGISI ÇERÇEVESİ
1. KİMYA
Kokunun moleküler başlangıç noktası.2. BURUN
Uçucu bileşiklerin koku sistemiyle karşılaşması.3. BEYİN
Gelen sinyallerin işlenmesi ve yorumlanması.4. DUYGU
O anda içinde bulunduğumuz duygusal bağlam.5. HAFIZA
Kokuyla bağlantı kurabilecek geçmiş deneyimlerimiz.6. BEKLENTİ
Koklamadan önce “nasıl kokmalı?” diye düşündüğümüz şey.7. BAĞLAM
Kokuyu nerede, ne zaman ve hangi koşullarda deneyimlediğimiz.
Not: Bu çerçeve klinik olarak doğrulanmış bir psikometrik ölçek veya bilimsel sınıflandırma değildir. Koku algısını oluşturan farklı etkenleri okuyucu için daha anlaşılır hâle getirmek amacıyla Akita Gül Akademisi tarafından kullanılan açıklayıcı bir eğitim modelidir.
Küçük Bir Deney: Aynı Gülü 7 Gün Gözlemleyin
Kendi koku algınızın ne kadar sabit olduğunu merak ediyorsanız basit bir gözlem yapabilirsiniz.
Burada amaç belirli bir sonucu kanıtlamak değildir.
Amaç fark etmek.
Mümkün olduğunca aynı ürünü, benzer miktarda ve benzer çevresel koşullarda yedi gün boyunca değerlendirin.
Her koklamadan önce şunları yazın:
Ruh hâlim:
Sakin / enerjik / stresli / yorgun / nötr
Ardından ürünü koklayın ve ilk izleniminizi kaydedin:
İlk fark ettiğim karakter:
Çiçeksi / taze / yeşil / tatlı / keskin / hafif ekşimsi / diğer
Sonra iki basit puan verin:
Algıladığım yoğunluk: 1–10
Hoşluk: 1–10
Son olarak tek bir cümle yazın:
“Bu koku bugün bana ______ hatırlattı.”
Yedinci günün sonunda ilk günün notlarıyla son günün notlarını karşılaştırın.
Şişe aynıydı. Peki deneyiminiz de aynı mıydı?
Hiçbir farklılık görmemeniz de anlamlıdır.
Farklılık görmeniz de.
Bu çalışma bilimsel bir deney veya sağlık değerlendirmesi değildir; kişisel duyusal farkındalık gözlemidir. Bilimsel bir araştırmada örneklerin körlenmesi, ortam sıcaklığı, ürün miktarı, koklamalar arasındaki süre, katılımcı özellikleri ve başka değişkenlerin de kontrol edilmesi gerekir.
Buradan Bilimsel Bir Araştırma Sorusu Çıkabilir mi?
Evet.
Hatta konu burada daha da ilginçleşiyor.
Kimyasal olarak aynı Rosa damascena distilatı kontrollü koşullarda katılımcılara farklı zamanlarda sunulabilir.
Katılımcılardan:
çiçeksi, taze, yeşil, tatlı, keskin, ekşimsi, yoğunluk ve hoşluk
gibi özellikleri derecelendirmeleri istenebilir.
Aynı zamanda katılımcının o andaki duygu durumu doğrulanmış psikometrik yöntemlerle ölçülebilir.
Böylece araştırma şu soruyu sorabilir:
Ürünün kimyasal profili sabit tutulduğunda, kişinin durumu ile algıladığı duyusal özellikler arasında ölçülebilir bir ilişki ortaya çıkıyor mu?
Burada bilimsel açıdan önemli olan, sonucu önceden belirlememektir.
Araştırmanın amacı:
“Gül sakinleştirir”
veya
“stres keskin notaları ortaya çıkarır”
sonucunu kanıtlamak değil;
“Bir ilişki var mı?”
sorusunu test etmek olmalıdır.
Bu yaklaşım gözlem ile kanıt arasındaki sınırı korur.
Her Şey Duygu Durumundan mı Kaynaklanıyor?
Hayır.
Bu noktada önemli bir denge gerekir.
İnsanların koku deneyimleri arasında fark bulunması, her farklılığın psikolojik olduğu anlamına gelmez.
Koku algısında moleküler özelliklerin kendisi de çok önemlidir. Örneğin dokuz farklı Batılı olmayan kültürden 225 katılımcının incelendiği bir araştırmada koku hoşluğundaki varyasyonun önemli bölümünün moleküler kimlikle açıklanabildiği, bunun yanında bireysel farklılıkların da büyük rol oynadığı bulunmuştur. PubMed
Dolayısıyla doğru yaklaşım:
“Her şey moleküldür.”
demek olmadığı gibi,
“Her şey zihnimizdedir.”
demek de değildir.
Daha doğru tablo şudur:
Molekül + biyoloji + birey + deneyim + bağlam = koku algısı
Gül Aynı Olabilir, Onu Kokladığımız An Aynı Olmayabilir
Doğal bir Rosa damascena distilatının kimyasal profilini laboratuvarda inceleyebiliriz.
Hangi uçucu bileşiklerin bulunduğunu araştırabiliriz.
Fakat bir insan şişeyi açıp kokladığında kimyaya yeni bir katman eklenir:
insan.
O insanın koku reseptörleri, dikkati, geçmiş deneyimleri, beklentileri, anıları ve içinde bulunduğu durum deneyimin bir parçası hâline gelir.
Bu nedenle bir kokuyu anlamak için yalnızca:
“İçinde ne var?”
diye sormak yetmeyebilir.
İkinci soru da en az onun kadar ilginçtir:
“Biz onu nasıl algılıyoruz?”
Belki de gül kokusunu bu kadar özel yapan şeylerden biri tam olarak budur.
Gül aynı olabilir. Onu kokladığımız an aynı olmayabilir.
AKITA GÜL AKADEMİSİ
Kokunun kimyası üründe bulunur; kokunun anlamı insanla karşılaştığında oluşur.
Kaynaklar
Bu yazının bilimsel çerçevesinde Shanahan & Kahnt'ın duruma bağlı koku algısı derlemesi; Kontaris, East & Wilson'ın koku-duygu etkileşimi derlemesi; Delplanque ve arkadaşlarının tanıdıklık ve hoşluk çalışması; Manescu ve arkadaşlarının koku etiketleri araştırması; Herz & von Clef'in sözel bağlam çalışması ve Arshamian ve arkadaşlarının kültürler arası koku hoşluğu araştırması temel alınmıştır.
Sık Sorulan Sorular
1. Aynı gül suyu neden her gün farklı kokabilir?
Ürün aynı olsa bile koku deneyimimiz her zaman tamamen aynı olmayabilir. Duygu durumu, dikkat, yorgunluk, beklenti, geçmiş deneyimler, tanıdıklık ve bulunduğumuz ortam kokuyu nasıl değerlendirdiğimizi etkileyebilir. Bununla birlikte, gerçek ürün değişimleri ve çevresel koşullar da ayrıca dikkate alınmalıdır.
2. Duygu durumumuz gül kokusunu nasıl algıladığımızı etkiler mi?
Bilimsel araştırmalar kişinin içinde bulunduğu durumun koku algısının hoşluk, yoğunluk ve değerlendirme gibi bazı boyutlarıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ancak bu ilişki karmaşıktır ve herkeste aynı şekilde ortaya çıkması beklenmez.
3. Stresliyken gül kokusu daha keskin algılanabilir mi?
Bu olası bir araştırma sorusudur ancak bugün “stres gül kokusunun keskin notasını artırır” şeklinde kesin bir bilimsel kural bulunmamaktadır. Stresin koku algısını etkileyebildiğine ilişkin çalışmalar vardır; belirli bir Rosa damascena notasının stres sırasında mutlaka öne çıktığı ise gösterilmiş değildir.
4. Mutluyken gül kokusunu daha çiçeksi algılar mıyız?
Bunu kesin olarak söylemek için yeterli bilimsel kanıt yoktur. Olumlu veya olumsuz duygusal bağlam kokunun hoşluk ve diğer duyusal değerlendirmelerini etkileyebilir; ancak “mutluluk = çiçeksi nota” şeklinde bilimsel olarak doğrulanmış bir eşleştirme bulunmamaktadır.
5. Koku burnumuzda mı yoksa beynimizde mi oluşur?
Her ikisi de sürecin parçasıdır. Uçucu moleküller burundaki koku reseptörleriyle etkileşerek süreci başlatır. Oluşan sinirsel bilgi beyinde işlenir ve algıya dönüşür. Hafıza, duygu, beklenti ve bağlam da nihai koku deneyimine katkıda bulunabilir.
6. Gül kokusu tek bir molekülden mi oluşur?
Hayır. Rosa damascena'nın karakteristik aroması çok sayıda uçucu bileşiğin oluşturduğu kompleks bir profildir. Bu bileşiklerin oranları, koku eşikleri ve birbirleriyle etkileşimleri toplam duyusal deneyimde rol oynayabilir.
7. GC-MS analizinde en yüksek oranda bulunan bileşen en güçlü kokuyu mu verir?
Her zaman değil. Kimyasal baskınlık ile algısal baskınlık aynı şey değildir. GC-MS bir bileşiğin numunedeki miktarı hakkında bilgi verir; insanın onu ne kadar güçlü algılayacağını tek başına göstermez. Koku eşiği ve karışımdaki diğer bileşiklerle etkileşim de önemlidir.
8. Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunun hafif keskin veya ekşimsi kokması normal midir?
Akita'nın GC-MS analizinde çiçeksi aromayla ilişkili bileşenlerin yanında asetik asit de belirlenmiştir. Bu nedenle doğal aromatik profil yalnızca tatlı veya parfümsü bir gül karakterinden oluşmayabilir; bazı kişiler hafif keskin ya da ekşimsi bir nüans da fark edebilir.
9. “Gül nasıl kokmalı?” beklentimiz gerçek koku algımızı etkiler mi?
Evet, beklenti önemli olabilir. Bilimsel çalışmalar bir kokunun nasıl tanımlandığının veya etiketlendiğinin insanların aynı kokuya ilişkin değerlendirmelerini değiştirebildiğini göstermektedir. Bu nedenle daha önce parfümlü gül ürünleri kullanan biri doğal bir Rosa damascena distilatını beklediğinden farklı bulabilir.
10. Koku hafızası nedir?
Kokular geçmiş deneyimler ve anılarla ilişkilendirilebilir. Bir gül kokusu bir kişiye çocukluğunu hatırlatırken başka bir kişide tamamen farklı bir çağrışım oluşturabilir. Bu nedenle kokunun kimyasal profili ile kişide oluşturduğu anlam birbirinden farklı kavramlardır.
11. Bir kokuyu kullandıkça farklı yönlerini fark etmek mümkün mü?
Evet. Tanıdıklık, dikkat ve öğrenme koku değerlendirmesinde rol oynayabilir. Bir kokuyla tekrar tekrar karşılaşmak daha önce dikkatinizi çekmeyen bazı nüansları fark etmenizi sağlayabilir. Ancak bunun herkeste aynı yönde gerçekleşmesi beklenmez.
12. Aynı gül suyunu iki kişi neden farklı tarif edebilir?
İnsanlar koku duyarlılığı, geçmiş deneyimleri, beklentileri, tanıdıklıkları ve kişisel çağrışımları açısından birbirlerinden farklıdır. Bu nedenle aynı kimyasal kaynağın iki kişide tamamen aynı sözcüklerle tarif edilmesi gerekmez.
13. Duygu durumumuz ürünün kimyasal yapısını değiştirir mi?
Hayır. Duygu durumumuz şişedeki gül distilatının kimyasal bileşimini değiştirmez. Değişebilecek olan, kişinin bu kimyasal bilgiyi nasıl algıladığı ve değerlendirdiğidir.
14. Akita Koku Algısı Çerçevesi nedir?
Akita Gül Akademisi'nin konuyu daha anlaşılır anlatmak amacıyla kullandığı açıklayıcı yaklaşım; koku deneyimini Kimya → Burun → Beyin → Duygu → Hafıza → Beklenti → Bağlam katmanları üzerinden ele alır. Bu bir klinik test veya doğrulanmış psikometrik ölçek değil, eğitim amaçlı kavramsal bir çerçevedir.
15. Kendi koku algımızdaki değişimi gözlemleyebilir miyiz?
Evet. Aynı ürünü farklı günlerde benzer koşullarda koklayarak ruh hâlinizi, ilk fark ettiğiniz koku karakterini, algıladığınız yoğunluğu, hoşluğu ve oluşan çağrışımları not edebilirsiniz. Bu kişisel bir duyusal gözlemdir; kontrollü bilimsel deney yerine geçmez.
16. Gül kokusunda hangi duygu hangi notayı ortaya çıkarır?
Bugünkü bilimsel bilgilerle “stres = keskin, mutluluk = çiçeksi, sakinlik = tatlı” gibi kesin bir harita oluşturmak mümkün değildir. Belirli duyguların Rosa damascena'daki belirli koku notalarını sistematik olarak öne çıkarıp çıkarmadığı gelecekte kontrollü duyusal çalışmalarla araştırılabilecek ilginç bir konudur.
17. Bu konudan çıkarılabilecek en önemli sonuç nedir?
Koku deneyimini yalnızca şişedeki moleküllerle veya yalnızca psikolojiyle açıklamak yeterli değildir. Moleküler yapı, insanın biyolojisi, geçmiş deneyimleri, beklentileri ve içinde bulunduğu bağlam birlikte değerlendirilmelidir.
Gül aynı olabilir. Onu kokladığımız an aynı olmayabilir.
Yorum Yapın