Etiket: #Bilimsel Araştırma
Bir markanın gelişimi yalnızca büyüme rakamlarıyla, yeni ürünlerle veya ulaştığı pazarlarla ölçülmez. Bazı dönemler vardır ki şirketin ne yaptığı kadar neden yaptığı, sahip olduğu bilgiyi nasıl değerlendirdiği ve gelecekte nerede konumlanmak istediği de yeniden tanımlanır.
Akita için 2025 ve 2026 böyle bir dönem oldu.
1993 yılında başlayan yolculuğumuz, Isparta gülü Rosa damascena ile kurduğumuz uzun soluklu bağ, yıllar içinde geliştirdiğimiz üretim deneyimi ve 2003 yılında ortaya koyduğumuz yağı ayrıştırılmamış gül suyu (Non-De-Oiled Rose Water – NDORW) yaklaşımı üzerine inşa edildi.
2025–2026 döneminde ise bu birikime yeni bir boyut eklendi:
Araştırmak, ölçmek, belgelemek, bilgiyi paylaşmak ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak.
Bugün 2027’ye hazırlanırken Akita’nın önünde yalnızca yeni ürünlerden oluşan bir yol haritası bulunmuyor. Hedefimiz; üretim deneyimini, bilimsel araştırmayı, eğitimi, doğal bakım kültürünü ve teknolojiyi aynı ekosistemde buluşturan daha kapsamlı bir Akita oluşturmaktır.
2025: Akita’nın marka kimliğini yeniden okuduğumuz yıl
Akita’nın geçmişinde güçlü bir üretim kültürü bulunuyor. Ancak uzun yıllara yayılan birikimin doğru anlatılması da en az...
Cilt Lekelerinde Hidrokinon Şart mı? Bilimsel Araştırma Ne Söylüyor?
Traneksamik asit, niasinamid, C vitamini ve arbutin içeren hidrokinonsuz bir formül, %4 hidrokinonla karşılaştırıldı. Peki hangi ürün daha etkili ve cilde daha nazik bulundu?
Güneş lekeleri, sivilce sonrası kalan koyu izler ve melazma kolayca oluşabilir; ancak bunların görünümünü azaltmak zaman alabilir. Çünkü cilt lekesi yalnızca yüzeyde duran bir renk değildir. Cilt, bazı bölgelerde normalden fazla renk ürettiğinde ortaya çıkar.
Bu lekelerin tedavisinde kullanılan en güçlü maddelerden biri hidrokinondur. Ancak hidrokinon bazı kişilerde kızarıklık, yanma ve tahrişe neden olabilir.
Peki hidrokinon kullanmadan da etkili sonuç almak mümkün mü?
2020 yılında yayımlanan küçük bir klinik araştırmada; traneksamik asit, niasinamid, C vitamini, arbutin ve epidermal büyüme faktörü içeren hidrokinonsuz bir formül, %4 hidrokinonla karşılaştırıldı. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Hidrokinon içermeyen formül, lekelerin genel görünümünde daha başarılı bulundu ve cilt tarafından daha iyi tolere edildi.
Ancak bu sonuç, “Hidrokinon artık gereksiz” demek için yeterli değil. Araştırmanın neyi göste...
Geleneksel kullanımdan bilimsel araştırmalara uzanan dikkat çekici bir alan
Gül suyu yüzyıllardır yalnızca güzel kokusu veya cilt bakımındaki kullanımıyla tanınmıyor. Osmanlı tıp geleneğinde gül ve gül ürünlerinin ağız, boğaz ve diş eti bakımında kullanıldığına ilişkin kayıtlar da bulunuyor. Günümüzde yapılan bazı laboratuvar ve klinik çalışmalar, özellikle doğal aromatik bileşenleri korunmuş gül ürünlerinin ağız bakımındaki potansiyelini yeniden gündeme getiriyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde yürütüldüğü bildirilen çalışma da Türkiye’de bu alana dikkat çeken ilk girişimlerden biri oldu. Bununla birlikte bilimsel verilerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde karşımıza tek yönlü değil, araştırılması gereken daha kapsamlı bir tablo çıkıyor.
Ağız kokusu neden özellikle sabahları belirginleşir?
Uyku sırasında tükürük üretimi azalır. Tükürük, ağız yüzeylerinin temizlenmesine ve mikroorganizmaların oluşturduğu bazı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Gece boyunca tükürük akışının yavaşlamasıyla dil yüzeyi, diş araları ve diş eti çevresinde bulunan mikroorganizmaların oluşturduğu uçucu kükürt bileşikleri daha fazla hisse...


