Etiket: #Akita

Gül Yağını Koklamak: Buru...
Gül Yağını Koklamak: Burundan Beyne Bir Rosa damascena Yolculuğu
Gül Yağını Koklamak: Burundan Beyne Bir Rosa damascena Yolculuğu Birkaç nefeslik gül yağı deneyimi bilimsel araştırmalarda nasıl inceleniyor? Bir şişe saf gül yağının kapağını açtığımızı düşünelim. Şişeyi burnumuza yaklaştırıyoruz. Bir nefes. Sonra bir nefes daha. Birkaç saniye içinde gülün karakteristik aromasını fark ediyoruz. Fakat bilim açısından bu birkaç saniyede çok daha ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Gül yağını kokladığımızda bedenimiz ve beynimizde ölçülebilir bir şey oluyor mu? Rosa damascena üzerine yapılan araştırmalar bu soruyu farklı yöntemlerle incelemeye başladı. Araştırmacılar yalnızca insanların “kendimi daha rahat hissediyorum” demesine bakmıyor. Bazı çalışmalarda beyin aktivitesi, kortizol, kan basıncı, uyku kalitesi ve psikolojik ölçekler gibi farklı göstergeler de ölçülüyor. Dolayısıyla gül yağını koklamak artık yalnızca aromaterapinin geleneksel anlatısının değil, olfaksiyon, nörobilim, fizyoloji ve klinik araştırmaların kesiştiği bir araştırma alanının konusu. AKADEMİ'NİN TEMEL SORUSU Gül yağını kokladığımızda yalnızca güzel bir aroma mı algılıyoruz, yoksa organizma bu duyusal uyarana ölçülebilir yanıtlar da veriyor mu? 1. Önce önemli ayr...
Devamını Oku
Akita Gül Suyunun Doğal K...
Akita Gül Suyunun Doğal Kokusunun Ardındaki Bilim
Gülün kokusundan kimyasal profiline: Rosa damascena distilatının karakteristik aromasının ardındaki bilim Bir gül suyunun nasıl kokmasını beklersiniz? Tatlı, yumuşak ve romantik bir gül kokusu mu? Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu'nu ilk kez deneyenlerin yorumları tam da bu noktada birbirinden ayrılabiliyor. Bazı kullanıcılar ürünü açtıkları anda yoğun ve doğal bir gül kokusu aldıklarını, hatta “mis gibi gül koktuğunu” söylüyor. Bazıları ise aynı üründe daha keskin, ekşimsi veya sirkeyi hatırlatan farklı bir nota hissedebiliyor. İlginç olan, aynı şişenin kokusunun iki kişi tarafından bile farklı algılanabilmesi. Peki neden? Bu sorunun cevabı yalnızca burnumuzda değil; Rosa damascena'nın kimyasında ve distilasyon sırasında suya geçen doğal bileşenlerde aranmalı. Gül suyunun kokusunu değil, gülün kimyasını kokluyorsunuz. Akita'nın karakteristik kokusu tesadüf değil. Rosa damascena'nın distilasyon sırasında ürüne geçen doğal uçucu bileşenlerinin oluşturduğu kompleks aromatik profilin duyusal bir yansımasıdır. Gerçek Gül Suyu Her Zaman Parfüm Gibi Kokmak Zorunda mı? Gül denildiğinde zihnimizde belirli bir koku beklentisi oluşuyor. Bunun önemli nedenlerinden biri parfüm, koz...
Devamını Oku
Akita’nın 2025–2026 Yolcu...
Akita’nın 2025–2026 Yolculuğu ve 2027 Vizyonu
Bir markanın gelişimi yalnızca büyüme rakamlarıyla, yeni ürünlerle veya ulaştığı pazarlarla ölçülmez. Bazı dönemler vardır ki şirketin ne yaptığı kadar neden yaptığı, sahip olduğu bilgiyi nasıl değerlendirdiği ve gelecekte nerede konumlanmak istediği de yeniden tanımlanır. Akita için 2025 ve 2026 böyle bir dönem oldu. 1993 yılında başlayan yolculuğumuz, Isparta gülü Rosa damascena ile kurduğumuz uzun soluklu bağ, yıllar içinde geliştirdiğimiz üretim deneyimi ve 2003 yılında ortaya koyduğumuz yağı ayrıştırılmamış gül suyu (Non-De-Oiled Rose Water – NDORW) yaklaşımı üzerine inşa edildi. 2025–2026 döneminde ise bu birikime yeni bir boyut eklendi: Araştırmak, ölçmek, belgelemek, bilgiyi paylaşmak ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak. Bugün 2027’ye hazırlanırken Akita’nın önünde yalnızca yeni ürünlerden oluşan bir yol haritası bulunmuyor. Hedefimiz; üretim deneyimini, bilimsel araştırmayı, eğitimi, doğal bakım kültürünü ve teknolojiyi aynı ekosistemde buluşturan daha kapsamlı bir Akita oluşturmaktır. 2025: Akita’nın marka kimliğini yeniden okuduğumuz yıl Akita’nın geçmişinde güçlü bir üretim kültürü bulunuyor. Ancak uzun yıllara yayılan birikimin doğru anlatılması da en az...
Devamını Oku
Gül Yağının Frekansı Gerç...
Gül Yağının Frekansı Gerçekten 320 MHz mi?
İnternette Rosa damascena gül yağı hakkında birkaç dakika araştırma yaptığınızda karşınıza çok etkileyici ifadeler çıkabilir: “Gül yağı dünyanın en yüksek frekansına sahiptir.”“320 MHz frekans yayar.”“Titreşimi en yüksek doğal yağdır.” 320 MHz… Oldukça kesin görünen bir sayı. Ama bilim açısından bakıldığında, tam da bu noktada sorulması gereken çok basit bir soru var: Bir şişe gül yağının frekansı nasıl ölçülüyor? Hangi cihazla? Hangi fiziksel sinyal ölçülüyor? Hangi koşullarda? Ve neden sonuç 320 MHz olarak ifade ediliyor? Bu soruları sormaya başladığımızda, gül yağının hikâyesi aslında çok daha ilginç bir hâl alıyor. Çünkü Rosa damascena'nın değerini anlatabilmek için doğrulanmamış tek bir sayıya ihtiyacımız yok. 🌹 Önce Çok Basit Bir Soruyla Başlayalım: Frekans Nedir? Frekans fizikte, tekrarlayan bir olayın belirli bir zaman içerisindeki tekrar sayısını ifade eder ve Hertz (Hz) ile ölçülür. Ses dalgalarının frekansı vardır. Elektromanyetik sinyallerin frekansı vardır. Radyo yayınlarının frekansı vardır. Işığın elektromanyetik frekansı vardır. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta bulunuyor: Frekans ölçerken mutlaka belirli bir...
Devamını Oku
Gül Suyunun Frekansı Var ...
Gül Suyunun Frekansı Var mı? Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunu Ölçtük
Gül yağı için yıllardır 320 MHz konuşuluyor. Peki gül suyu ölçüldüğünde ne oluyor? Akita, Yağı Alınmamış Rosa damascena Çiçek Distilatını 50–900 MHz arasında inceleyince tek bir frekanstan çok daha ilginç bir sonuçla karşılaştı. “Gül suyunun frekansı kaçtır?” diye hiç düşündünüz mü? İnternette gül ve frekans hakkında araştırma yaptığınızda karşınıza sık sık 320 MHz rakamı çıkar. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Bu yaygın söylem gül suyuyla değil, Rosa damascena gül yağıyla ilişkilendirilmiştir. Peki gülün distilasyonu sırasında doğal olarak distilata taşınan yağ fraksiyonu ayrılmazsa ne olur? Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu ölçüldüğünde tek bir frekans mı gösterir? Biz de bu sorunun peşinden gittik. Ve sonuç beklediğimizden daha ilginçti: Tek bir frekans bulmadık. Tekrarlanabilir bir frekans parmak izi bulduk. Akita tarafından gerçekleştirilen çalışmada Yağı Alınmamış Rosa damascena Çiçek Distilatı 50–900 MHz aralığında incelendi. Araştırmada tek bir 320 MHz piki görülmedi. Bunun yerine farklı frekans bölgelerine yayılan ve test edilen diğer sıvılardan ayrılan çok bantlı bir ölçüm profili ortaya çıktı. Önce önemli bir fark: Gül yağı ile gül suyu aynı şey değildi...
Devamını Oku
Yağı Alınmış Gül Suyunun ...
Yağı Alınmış Gül Suyunun Raf Ömrü Ne Kadardır?
Bir şişe gül suyu aldınız. Üzerinde “%100 doğal”, “saf gül suyu” ya da “Rosa damascena gül suyu” yazıyor. Peki bu ürün ne kadar dayanır? 6 ay mı? 1 yıl mı? 2 yıl mı? Daha da önemlisi: Koruyucu içermeyen bir gül suyu nasıl uzun süre bozulmadan kalabilir? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü “gül suyu” adı altında satılan her ürün aynı yöntemle üretilmiyor. İşte gül suyunun raf ömrünü anlamanın en önemli noktası da burada başlıyor. Önce şu farkı bilmek gerekiyor: Gül suyu nasıl üretiliyor? Geleneksel gül yağı üretiminde Rosa damascena çiçekleri suyla damıtılır. Damıtma sırasında çiçeklerde bulunan uçucu maddeler su buharıyla taşınır ve daha sonra yoğunlaştırılır. Prof. Dr. Hasan Baydar, “Yağ Gülü Tarımı ve Endüstrisi” çalışmasında fabrika tipi gül yağı üretimini ayrıntılı biçimde anlatıyor. İlk damıtmadan elde edilen yağlı su içerisinden gül yağı ayrılıyor. Yağ altında kalan su tekrar damıtılıyor ve buradan da “ikinci yağ” veya “su yağı” olarak adlandırılan gül yağı elde ediliyor. Baydar, ikinci damıtma sonunda florentin kabında gül yağının altında toplanan aromatik suyun gül suyu olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Yani burada gül suyu, gül yağı üretimi ve yağın ayr...
Devamını Oku
Yaz Sonrası Cilt Bakımı: ...
Yaz Sonrası Cilt Bakımı: Nem Kaybı, Hassasiyet ve Güneş Lekelerine Karşı Doğru Rutin
Güneş, sıcak hava, deniz ve havuz sonrasında cildin değişen ihtiyaçlarını anlayın; cilt bariyerini desteklemekten leke görünümüne yönelik bakıma kadar doğru uygulama sırasını öğrenin. Yaz boyunca cildimiz yalnızca güneş ışınlarına maruz kalmaz. Sıcak hava, terleme, klima, deniz suyu, havuzdaki klor ve normalden daha sık duş almak da cildin doğal dengesini etkileyebilir. Yaz sonunda cilt daha kuru, gergin, hassas veya mat görünebilir; çiller, güneş lekeleri ve cilt tonu eşitsizlikleri daha belirgin hâle gelebilir. Bu dönemde yapılan en yaygın hata, lekeleri hızla azaltmak amacıyla cilde birden fazla asit, peeling veya güçlü aktif içerik uygulamaktır. Oysa güneşten ve çevresel koşullardan yorulmuş bir cildin ilk ihtiyacı agresif bir yenileme değil; güneşten korunma, nazik temizlik, nem ve bariyer desteğidir. Bilimsel açıdan doğru yaklaşım basittir: Önce yeni güneş hasarını önleyin, hassaslaşan cildi rahatlatın ve nem kaybını azaltın. Cilt sakinleştikten sonra leke görünümüne yönelik bakıma başlayın. Yaz Mevsimi Cildi Nasıl Etkiler? Cildin en dış tabakası, vücudu dış etkenlere karşı koruyan bir bariyer görevi görür. Aynı zamanda ciltteki suyun aşırı ölçüde kaybolmasını eng...
Devamını Oku
Bir Kozmetik Ürünün En Bü...
Bir Kozmetik Ürünün En Büyük Sırrı: Su Fazında Ne Var?
Akita, su içeren tüm kozmetik ürünlerinde saf su yerine kendi ürettiği Yağı Alınmamış Gül Distilatı’nı kullanarak formülün en büyük bölümünü değerli bir botanik temele dönüştürüyor Akita, formülün büyük bölümünü oluşturan su fazı yalnızca diğer bileşenleri taşıyan nötr bir ortam olarak görmez. Bu nedenle Akita’nın su kullanılan tüm ürünlerinde sıradan saf su yerine Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı kullanılır. Bu yaklaşım sayesinde ürünün temeli, daha ilk damlasından itibaren Isparta gülünün doğal karakterini taşıyan botanik bir faza dönüşür. Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı Nedir? Akita Yağı Alınmamış Gül Distilatı, Isparta’da yetiştirilen organik Rosa damascena çiçeklerinin özel bir damıtma yöntemiyle işlenmesiyle elde edilir. Geleneksel gül suyu üretiminde damıtma sırasında ortaya çıkan gül yağı ayrılabilir. Akita’nın 2003 yılında geliştirdiği yöntemde ise gül yağı distilattan ayrılmaz. Böylece damıtma sırasında su fazına geçen doğal aromatik bileşenlerin oluşturduğu bütünsel yapı korunur. Ürünün kabul edilen INCI adı: Rosa Damascena Flower Distillate Akita’nın yaklaşımı, bitmiş ürüne sonradan bir miktar gül suyu eklemekten farklıdır. Akita formüllerinde gül distila...
Devamını Oku
Akita Yağı Alınmamış Gül ...
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu Buzdolabında Saklanır mı?
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu Buzdolabında Saklanır mı? Buzdolabı zorunlu değildir; ürün oldukça stabil yapısıyla oda sıcaklığında kolayca muhafaza edilebilir Akita Yağı Alınmamış Gül Suyu’nun buzdolabında saklanması zorunlu değildir. Ürün, günlük kullanım koşullarında oldukça stabil bir yapıya sahiptir ve doğru ortam sağlandığında kolay kolay bozulma eğilimi göstermez. Bu nedenle şişesi: 250 mL, 100 mL ve 50 mL spreyli şişelerde (kullanıma hazır formda) 200 mL kapaklı şişede (klasik kullanım formunda) Güneş ışığından uzak Aşırı sıcak ortamlardan korunmuş bir yerde oda sıcaklığında rahatlıkla saklanabilir. Burada önemli bir detay vardır: Spreyli şişelerde (250 mL, 100 mL ve 50 mL) kapak kapalı olduğu sürece sistem içine hava girişi olmaz. Sprey mekanizması yerinde kaldığı sürece içerideki gül suyunun stabilitesi etkilenmez. Çok az hava teması olsa bile bu durum ürünün yapısını bozacak düzeyde değildir. 200 mL kapaklı şişede ise en önemli nokta, kapağın her kullanım sonrası sıkıca kapatılmasıdır. Açık bırakılmadığı sürece ürün güvenle korunur. Ayrıca şeffaf koruyucu kapak takmak zorunlu değildir. Asıl önemli olan, şişenin açık bırakılmaması ve doğru şe...
Devamını Oku
Akita Yağı Alınmamış Gül ...
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunun Raf Ömrü Ne Kadardır?
Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunun Raf Ömrü Ne Kadardır? Açıldıktan sonra iki yıl kullanım süresi ve spreyli ambalajın koruyucu etkisi Doğal bir gül suyu satın alırken tüketicilerin en çok merak ettiği konulardan biri raf ömrüdür. Özellikle koruyucu içermeyen bir ürün söz konusu olduğunda “Bu ürün nasıl dayanıyor?”, “Ne kadar süre güvenle kullanılabilir?” ve “Son kullanma tarihi ne anlama geliyor?” gibi soruların sorulması son derece doğaldır. Akita Yağı Alınmamış Gül Suyunun, diğer adıyla Akita Gül Distilatının, açılmamış ambalajdaki raf ömrü iki yıldır. Ürün açıldıktan sonra da önerilen kullanım süresi iki yıldır. Bu süre; ürünün uygun koşullarda saklanması, doğrudan güneş ışığından ve aşırı sıcaklıktan uzak tutulması ve ambalajın normal şekilde kullanılması koşuluyla geçerlidir. Ayrıca ürünün spreyli ambalajda olması, kullanım sırasında dış ortamla temasın minimuma indirilmesini sağlar. Ürün her kullanımda doğrudan dökülmediği ve parmak, kapak veya başka bir yüzeyle temas etmediği için kontaminasyon riski önemli ölçüde azalır. Bu da ürünün kullanım süresi boyunca stabil kalmasına yardımcı olan önemli bir avantajdır. Tüketici açısından her zaman ürünün ambalajında bulunan son...
Devamını Oku
Bizden haberdar olmak, kampanyaları en önce öğrenmek için
WhatsApp destek ekibimize danışabilirsiniz.
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?